4 Temmuz 2011 Pazartesi

Bebekli Yaz

Yaz geldi. Geçen sene bu zamanlar karnımda bir ağırlık, nefes darlığı ve sıcaklardan erime durumundaydım. Bu seneyi hayal etmeye çalışıyordum, henüz çok büyümediğinden ilk sene sıkıntılı geçer çoklukla da evde oluruz herhalde diyordum... Nerede.... Meğer leyleği havada görmüşüm bir ara.

Benim anne-bebek mevzusuyla ilgili öğrendiğim en önemli şey; Ya sen ona uyacaksın ya o sana. Bunu bilip, bundan başka bir alternatif olmadığının farkında olup, sonuçla barışık yaşayacaksın. Bunu farkettiğim anda Aze'nin uyku saatleri ile ilgili bir ayarlama yapmam gerektiğini de farkettim. Biyolojik saatim acayip çalışıyor benim. Gece 23.00'de de yatsam sabah 08'de kalktığımda uykumu alamamış oluyorum. Halbuki sabaha karşı 05.00'te de yatsam ve 11.00'de kalksam yeterince dinlenmiş oluyorum. Gece 12,1 benim en verimli olduğum saatler. Dolayısıyla da Aze 20-21.00'de yatıyor olsa da ben 23.00'de hadi yatayım uykumu alayım diyemiyorum. Gece 01-02'lere kadar oturuyorum. Sabah Azoşka 08.30'da bile kalksa moralim bozuk oluyor. 09.00'da kalkmışsa şahane!! Psikolojik sınırıma tüküreyim!!
Hal böyle olunca da  bu işe bir dur demek lazım diyerek denemelere başladım. Aze şu saatte yatınca kaçta kalkıyor bu saatte kalkınca ne oluyor... derken farkettim ki 21.00'den sonra yatınca hele de 21.30'u geçince 09.00'dan evvel kalkmıyor. Fakat Savaş 17.30'de çıkıyor ve ben tahammülsüz hatçe beş buçuktan dokuz buçuğa 4 saat evde nasıl dururum!?!!? Ki bu noktada derdimize yaz ve yeni merkezi evimiz yetişti ve bu sayede akşam üzerleri kendimizi dışarı atıp, bebeli arkadaşlarla buluşup 21-21.30 gibi dönmeye başladık. Yorulan ve uyku saati gelen Aze çat diye kafayı vurup yatarken ben kitap-internet keyfime bakıyorum ve ertesi sabah da psikolojik sınırıma uygun bir saatte kalkıyor oluyorum :) İşte bu uyku durumudur bizi her gün dışarda kılan -iyi ki de kılan- gerekçe.  Ki ben sokağa çıkmaya çok üşenen tembelin önde gideniyken. Tek başıma bile kolay kolay dışarıda kalmazken, bu haftasonu Oya'da kalıp (Aze ile şahane anlaştılar. Oya Aze ile oynaştı ben kenarda yattım kitap okudum, oh!) Ertesi gün Gökay'la kahvaltı, Cevahir-Öncü nikahı, yetmezmiş gibi akşamında Akın Amca (Ekşi Sözlük Justinianus'u) ile buluşup sözlükçü arkadaşlarla dışarıda içmece bile yaptık. Yeni jenerasyon bebekli hayatı eski hayata uyarlamada pek başarılı ki, dün gece bizim masada iki bebek bir hamile, yan masada 5 yaşlarında bir kızçe, herkes gayet keyifliydi. Yine başa dönersek eğer eski hayatını sürdürmeyi çok istiyorsan bebeğini alıştıracaksın, yok bebeğini korunaklı, steril, olabildiğince özenli büyütmek istiyorsan eski hayatını unutup sen bebeğe uyacaksın.

Bunun dışında 10 gün tatil yaptık Kuşadası'nda. Daha önce bir seferde bir haftayı hiç geçmemiştik. Ve yarın ise Akçakoca'ya gidiyoruz. Aze Çınar'ın Gökay Teyze'sinin izne ayrılmasıyla onun memleketine, evine. Şimdilik belli değil ne kadar kalacağımız ama eminim ki çok iyi vakit geçireceğiz. Ulaşabileceğimiz en doğal yiyeceklerle, temiz havada, Karadeniz'in serin sularında iyice kararıp, Aze, Gökay, Hülya Abla, Müge tarafından el üstünde tutulurken mis gibi dinlenerek geri geleceğiz. 
Lütfen nazar etmeyiniz ama bu yıl içinde bir İzmir planımızda bile var önümüzdeki günlerde. Bebekli yaz evde geçecek derken eve girmez olduk.

Hasılı bir süre yokuz efenim. İnternete de girmeyeceğiz haliyle. Dönüşte bir sürü yazlıkçı Aze fotoğrafı ile dönmek sözüyle... Kendinize iyi bakasınız. 

1 yorum:

ÇokBilmiş dedi ki...

Doğru söylüyorsun: Ya sen ona uyacaksın ya da o sana uyacak. Ben de gece kuşuyum, geceleri çalışırım. Kızım ise babsı gibi bir tarla kuşu, yani sabahçı. Ben de durumu kendime uydurdum: Kızım erkenden uyuyor, ben de rahat rahat babasıyla akşam yemeğimi yiyip film filan seyrediyorum. Sonra baba da yatıyor ben çalışıyorum (doktora tezi yazıyorum). Sabah uykusuz kalkıyorum tabii. Sabah saatlerim zaten verimsiz geçer. Ben deo saatleri ev işi vs ile geçiriyorum. Öğlen yatıp uyuyorum 1-2 saat öğlen uykusu çekiyorum ve öğleden sonra kızımı yardımcıma teslim edip tekrar dersimin başına dönüyorum. 3-4 saatlik bir çalışmadan sonra yine kızımı devralıyorum. Bu döngü böyle sürüp gidiyor. Baktım ki o bana ayak uyduramayacak, ben ona uydurdum (sizin tam tersinize). Ne yapalım, demokrsilerde çareler tükemez :)

Yorum Gönder

4 Temmuz 2011 Pazartesi

Bebekli Yaz

Yaz geldi. Geçen sene bu zamanlar karnımda bir ağırlık, nefes darlığı ve sıcaklardan erime durumundaydım. Bu seneyi hayal etmeye çalışıyordum, henüz çok büyümediğinden ilk sene sıkıntılı geçer çoklukla da evde oluruz herhalde diyordum... Nerede.... Meğer leyleği havada görmüşüm bir ara.

Benim anne-bebek mevzusuyla ilgili öğrendiğim en önemli şey; Ya sen ona uyacaksın ya o sana. Bunu bilip, bundan başka bir alternatif olmadığının farkında olup, sonuçla barışık yaşayacaksın. Bunu farkettiğim anda Aze'nin uyku saatleri ile ilgili bir ayarlama yapmam gerektiğini de farkettim. Biyolojik saatim acayip çalışıyor benim. Gece 23.00'de de yatsam sabah 08'de kalktığımda uykumu alamamış oluyorum. Halbuki sabaha karşı 05.00'te de yatsam ve 11.00'de kalksam yeterince dinlenmiş oluyorum. Gece 12,1 benim en verimli olduğum saatler. Dolayısıyla da Aze 20-21.00'de yatıyor olsa da ben 23.00'de hadi yatayım uykumu alayım diyemiyorum. Gece 01-02'lere kadar oturuyorum. Sabah Azoşka 08.30'da bile kalksa moralim bozuk oluyor. 09.00'da kalkmışsa şahane!! Psikolojik sınırıma tüküreyim!!
Hal böyle olunca da  bu işe bir dur demek lazım diyerek denemelere başladım. Aze şu saatte yatınca kaçta kalkıyor bu saatte kalkınca ne oluyor... derken farkettim ki 21.00'den sonra yatınca hele de 21.30'u geçince 09.00'dan evvel kalkmıyor. Fakat Savaş 17.30'de çıkıyor ve ben tahammülsüz hatçe beş buçuktan dokuz buçuğa 4 saat evde nasıl dururum!?!!? Ki bu noktada derdimize yaz ve yeni merkezi evimiz yetişti ve bu sayede akşam üzerleri kendimizi dışarı atıp, bebeli arkadaşlarla buluşup 21-21.30 gibi dönmeye başladık. Yorulan ve uyku saati gelen Aze çat diye kafayı vurup yatarken ben kitap-internet keyfime bakıyorum ve ertesi sabah da psikolojik sınırıma uygun bir saatte kalkıyor oluyorum :) İşte bu uyku durumudur bizi her gün dışarda kılan -iyi ki de kılan- gerekçe.  Ki ben sokağa çıkmaya çok üşenen tembelin önde gideniyken. Tek başıma bile kolay kolay dışarıda kalmazken, bu haftasonu Oya'da kalıp (Aze ile şahane anlaştılar. Oya Aze ile oynaştı ben kenarda yattım kitap okudum, oh!) Ertesi gün Gökay'la kahvaltı, Cevahir-Öncü nikahı, yetmezmiş gibi akşamında Akın Amca (Ekşi Sözlük Justinianus'u) ile buluşup sözlükçü arkadaşlarla dışarıda içmece bile yaptık. Yeni jenerasyon bebekli hayatı eski hayata uyarlamada pek başarılı ki, dün gece bizim masada iki bebek bir hamile, yan masada 5 yaşlarında bir kızçe, herkes gayet keyifliydi. Yine başa dönersek eğer eski hayatını sürdürmeyi çok istiyorsan bebeğini alıştıracaksın, yok bebeğini korunaklı, steril, olabildiğince özenli büyütmek istiyorsan eski hayatını unutup sen bebeğe uyacaksın.

Bunun dışında 10 gün tatil yaptık Kuşadası'nda. Daha önce bir seferde bir haftayı hiç geçmemiştik. Ve yarın ise Akçakoca'ya gidiyoruz. Aze Çınar'ın Gökay Teyze'sinin izne ayrılmasıyla onun memleketine, evine. Şimdilik belli değil ne kadar kalacağımız ama eminim ki çok iyi vakit geçireceğiz. Ulaşabileceğimiz en doğal yiyeceklerle, temiz havada, Karadeniz'in serin sularında iyice kararıp, Aze, Gökay, Hülya Abla, Müge tarafından el üstünde tutulurken mis gibi dinlenerek geri geleceğiz. 
Lütfen nazar etmeyiniz ama bu yıl içinde bir İzmir planımızda bile var önümüzdeki günlerde. Bebekli yaz evde geçecek derken eve girmez olduk.

Hasılı bir süre yokuz efenim. İnternete de girmeyeceğiz haliyle. Dönüşte bir sürü yazlıkçı Aze fotoğrafı ile dönmek sözüyle... Kendinize iyi bakasınız. 

1 yorum:

  1. Doğru söylüyorsun: Ya sen ona uyacaksın ya da o sana uyacak. Ben de gece kuşuyum, geceleri çalışırım. Kızım ise babsı gibi bir tarla kuşu, yani sabahçı. Ben de durumu kendime uydurdum: Kızım erkenden uyuyor, ben de rahat rahat babasıyla akşam yemeğimi yiyip film filan seyrediyorum. Sonra baba da yatıyor ben çalışıyorum (doktora tezi yazıyorum). Sabah uykusuz kalkıyorum tabii. Sabah saatlerim zaten verimsiz geçer. Ben deo saatleri ev işi vs ile geçiriyorum. Öğlen yatıp uyuyorum 1-2 saat öğlen uykusu çekiyorum ve öğleden sonra kızımı yardımcıma teslim edip tekrar dersimin başına dönüyorum. 3-4 saatlik bir çalışmadan sonra yine kızımı devralıyorum. Bu döngü böyle sürüp gidiyor. Baktım ki o bana ayak uyduramayacak, ben ona uydurdum (sizin tam tersinize). Ne yapalım, demokrsilerde çareler tükemez :)

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...