19 Temmuz 2010 Pazartesi

37. Hafta


37. Haftayı doldurduk. Başından itibaren 34. Haftaya gelebilsek büyük başarıydı benim için. Çünkü o haftadan sonra bebek ölmüyor, kilosuna göre prematüre bile sayılmayabiliyordu. İnsan bir kere bebek kaybedince, sonra hiçbir şeyin olumlu, düzgün geçeceğine inanamıyor. Şimdi de 40. haftayı geçip, 42'yi bulursa, sezaryen yapmak zorunda kalırlarsa... diye endişe başladı. Ama bu seferki endişe diğerleri gibi değil. İçimden bir ses o kadar beklemeyeceğini söylüyor. Sanki şu an hazırlıkları izliyor, her şey hazır olduğunda çıkıp gelecek.

Peki ne kaldı hazırlık? Aslında çok bir şey değil. Bebek odamız, tülümüz hariç hazır. Tül de çarşamba geliyor. Hastane çantamız, hem onunki hem benimki hazır. Çarşamba günü arkadaşlarla evi ayrıntılı bir temizleyeceğiz, halıları yıkamaya vereceğiz ve artık yapacak hiçbir şey kalmayacak. Ha bir de bizim yatağımızın yanına koyacağımız minik beşiği alınacak.

Bu haftaya annane ile başladık. Annem pazartesi sabah geldi, gecesinde geri döndü. Günübirlik de olsa anneyi görmek keyifliydi. Salı günü hiiç ama hiiiç bir şey yapmadan ER izleyerek geçti. Çarşamba günü Savo ile önce Okmeydanı'na oradan da Amerikan Hastanesi'nin hamilelik eğitimine gittik. Akşam Peri geldi. Perşembe doktor kontrolümüze gittik. Her şey normal. Çınar'ın kilosu 2960 gr. Plasenta, kordon, su her şey olması gerektiği gibi.Doktorumuz önümüzdeki hafta tatilde. Gökşen, Gökay, Sibel herkes bir yerlerde. O yüzden bu hafta gelmemesi gerekiyor. Ama bana benziyorsa da kesinlikle bu hafta gelir ahaha, bütün huzurumuz için genel olarak da en büyük umudumuz tümüyle Savo'ya benzemesi.

Doktordan sonra Capitol'de yemek yedik. Son gidişimin üzerinden neredeyse 15 yıl geçmiş. Nostalji oldu. Şunu mutlaka söylemek istiyorum; Burada Bilakis diye bir yer var. Makarna, salata yapıyor. Yediğim en şahane salata ve makarna idi. Kesinlikle tavsiye ederim.

Cuma akşam Oya geldi. Elinde kendi boyu kadar 3 paket bebek bezi! Çınarcığın yaklaşık 2-3 haftalık ilk bezleri de hazır olmuş oldu böylece. Cumartesi Okan, pazar yani bu sabah da Murat bizimleydi. Yanisi bol arkadaşlı, dolayısıyla az sıkıntılı, hızlı bir hafta geçirmiş olduk. Savaş'la Çınar'ın perdelerine perde düğmesi diktik, astık, çarşafını ütüledik, beşiğe yerleştirdik. Oda neredeyse hazır. Tek sıkıntımız, bebek doğana kadar kirlenmesi endişesi.

Genel hamile durumuna gelince; çok sıcak arkadaş! Doğru orantıda da sivrisinekli. İlaç sıkamıyorum, anti sinek kremlerinden süremiyorum. Haliyle her yerim ısırık içinde. Günde 2-3 kere duş alacağım üşenmesem. Şimdilik 1 ile sınırlıyorum. O da tabiki soğuk duş. Cuma akşamı ilk kez sahte doğum sancılarını hissettim. 27-8. haftalarında hisseden bile var. Doğuma kadar hissetmeyen de. Doğum da bunlara benzer olacaksa, çok zorlu geçmeyecek gibi. Umarım öyle olur.

Çino dönüp durmaya devam ediyor. Bol dirsek, diz, bol hıçkırık, bol popo ittirmesi... Kasık, bel, sırt, kaburga ağrısı maksimumda devam ediyor. Son 2-3 hafta sabret diye diye dayanmaya çalışıyorum.

İşte böyle. Gün içinde sürekli farklı şeylerle ilgili yazasım geliyor ama bilgisayarın başına oturduğumda elim gitmiyor bir türlü yazmaya. Sıcak çok fena. Du bakalım.  

1 yorum:

Adsız dedi ki...

You probably need a refresher on the useful tips every online company owner should know about.
The the fact is, people join MLM opportunities due to who introduced them.
A well-developed business plan is similar to your blueprint for victory.


Here is my web-site; http://www.restoredinc.com/

Yorum Gönder

19 Temmuz 2010 Pazartesi

37. Hafta


37. Haftayı doldurduk. Başından itibaren 34. Haftaya gelebilsek büyük başarıydı benim için. Çünkü o haftadan sonra bebek ölmüyor, kilosuna göre prematüre bile sayılmayabiliyordu. İnsan bir kere bebek kaybedince, sonra hiçbir şeyin olumlu, düzgün geçeceğine inanamıyor. Şimdi de 40. haftayı geçip, 42'yi bulursa, sezaryen yapmak zorunda kalırlarsa... diye endişe başladı. Ama bu seferki endişe diğerleri gibi değil. İçimden bir ses o kadar beklemeyeceğini söylüyor. Sanki şu an hazırlıkları izliyor, her şey hazır olduğunda çıkıp gelecek.

Peki ne kaldı hazırlık? Aslında çok bir şey değil. Bebek odamız, tülümüz hariç hazır. Tül de çarşamba geliyor. Hastane çantamız, hem onunki hem benimki hazır. Çarşamba günü arkadaşlarla evi ayrıntılı bir temizleyeceğiz, halıları yıkamaya vereceğiz ve artık yapacak hiçbir şey kalmayacak. Ha bir de bizim yatağımızın yanına koyacağımız minik beşiği alınacak.

Bu haftaya annane ile başladık. Annem pazartesi sabah geldi, gecesinde geri döndü. Günübirlik de olsa anneyi görmek keyifliydi. Salı günü hiiç ama hiiiç bir şey yapmadan ER izleyerek geçti. Çarşamba günü Savo ile önce Okmeydanı'na oradan da Amerikan Hastanesi'nin hamilelik eğitimine gittik. Akşam Peri geldi. Perşembe doktor kontrolümüze gittik. Her şey normal. Çınar'ın kilosu 2960 gr. Plasenta, kordon, su her şey olması gerektiği gibi.Doktorumuz önümüzdeki hafta tatilde. Gökşen, Gökay, Sibel herkes bir yerlerde. O yüzden bu hafta gelmemesi gerekiyor. Ama bana benziyorsa da kesinlikle bu hafta gelir ahaha, bütün huzurumuz için genel olarak da en büyük umudumuz tümüyle Savo'ya benzemesi.

Doktordan sonra Capitol'de yemek yedik. Son gidişimin üzerinden neredeyse 15 yıl geçmiş. Nostalji oldu. Şunu mutlaka söylemek istiyorum; Burada Bilakis diye bir yer var. Makarna, salata yapıyor. Yediğim en şahane salata ve makarna idi. Kesinlikle tavsiye ederim.

Cuma akşam Oya geldi. Elinde kendi boyu kadar 3 paket bebek bezi! Çınarcığın yaklaşık 2-3 haftalık ilk bezleri de hazır olmuş oldu böylece. Cumartesi Okan, pazar yani bu sabah da Murat bizimleydi. Yanisi bol arkadaşlı, dolayısıyla az sıkıntılı, hızlı bir hafta geçirmiş olduk. Savaş'la Çınar'ın perdelerine perde düğmesi diktik, astık, çarşafını ütüledik, beşiğe yerleştirdik. Oda neredeyse hazır. Tek sıkıntımız, bebek doğana kadar kirlenmesi endişesi.

Genel hamile durumuna gelince; çok sıcak arkadaş! Doğru orantıda da sivrisinekli. İlaç sıkamıyorum, anti sinek kremlerinden süremiyorum. Haliyle her yerim ısırık içinde. Günde 2-3 kere duş alacağım üşenmesem. Şimdilik 1 ile sınırlıyorum. O da tabiki soğuk duş. Cuma akşamı ilk kez sahte doğum sancılarını hissettim. 27-8. haftalarında hisseden bile var. Doğuma kadar hissetmeyen de. Doğum da bunlara benzer olacaksa, çok zorlu geçmeyecek gibi. Umarım öyle olur.

Çino dönüp durmaya devam ediyor. Bol dirsek, diz, bol hıçkırık, bol popo ittirmesi... Kasık, bel, sırt, kaburga ağrısı maksimumda devam ediyor. Son 2-3 hafta sabret diye diye dayanmaya çalışıyorum.

İşte böyle. Gün içinde sürekli farklı şeylerle ilgili yazasım geliyor ama bilgisayarın başına oturduğumda elim gitmiyor bir türlü yazmaya. Sıcak çok fena. Du bakalım.  

1 yorum:

  1. You probably need a refresher on the useful tips every online company owner should know about.
    The the fact is, people join MLM opportunities due to who introduced them.
    A well-developed business plan is similar to your blueprint for victory.


    Here is my web-site; http://www.restoredinc.com/

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...