26 Temmuz 2010 Pazartesi

38. Hafta

Bu hafta bol iş güçle geçti. Temizlik, düzenleme, tamirat, tadilat... Günlere bölünmüş şekilde ama yoğun. Kütüphanemizi tamamen baştan elden geçirdik, temizledik. Kapı, pencere, perdeler tüm evi temizledik, bebek odasının en ufacık bir eksiği bile kalmadı. Biz biz diyorum ama aslında benim katkım minimum. Savaş, Aylin, Neşe, Gökşen, İsmigül... Evi harika hale getirdiler. 


Aslında cuma gününe kadar performansım fena sayılmazdı. Kütüphane düzeltme, yemek yapma vs yine bir şeyler yapabiliyordum. Perşembe günü Meltem'e gittim, akşamında Ayşen ve Nisot geldiler. Gayet keyifli bir gündü. Cuma günü Savaş'la bir yarışmaya katıldık. Öğlen 12'de çıktık evden, gece 12.30da döndük. O gece baş ağrısı başladı fena. Hemen yattım, sonra da bir daha toparlayamadım. Cumartesi, özellikle de pazar sürekli yere paralel halde geçti. Bel, sırt, kasık ağrısı, göbekte yoğun ağırlık oturmayı, kalkmayı bile imkansız hale getirdi. Dün o yüzden yazıyı yazamadım, şu anda çok iyi sayılmam aslında. Göbeğimi taşıyamıyorum. Belim kopacak gibi. Çınar çok büyüdü, her hareketi feci can yakıyor. Artık bir an önce gelsin istiyorum. 


Savaş olmasa ne yapardım bilmiyorum. Her şeyi tık tık halledip, her şeye yetiyor. Hem baba hem sevgili hem dost hem marifetli bir usta.  


Eğer becerebilirsem bugünden sonra gün gün yazmaya çalışacağım. Şu an itibariyle 13 günümüz kaldı beklenen güne. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

26 Temmuz 2010 Pazartesi

38. Hafta

Bu hafta bol iş güçle geçti. Temizlik, düzenleme, tamirat, tadilat... Günlere bölünmüş şekilde ama yoğun. Kütüphanemizi tamamen baştan elden geçirdik, temizledik. Kapı, pencere, perdeler tüm evi temizledik, bebek odasının en ufacık bir eksiği bile kalmadı. Biz biz diyorum ama aslında benim katkım minimum. Savaş, Aylin, Neşe, Gökşen, İsmigül... Evi harika hale getirdiler. 


Aslında cuma gününe kadar performansım fena sayılmazdı. Kütüphane düzeltme, yemek yapma vs yine bir şeyler yapabiliyordum. Perşembe günü Meltem'e gittim, akşamında Ayşen ve Nisot geldiler. Gayet keyifli bir gündü. Cuma günü Savaş'la bir yarışmaya katıldık. Öğlen 12'de çıktık evden, gece 12.30da döndük. O gece baş ağrısı başladı fena. Hemen yattım, sonra da bir daha toparlayamadım. Cumartesi, özellikle de pazar sürekli yere paralel halde geçti. Bel, sırt, kasık ağrısı, göbekte yoğun ağırlık oturmayı, kalkmayı bile imkansız hale getirdi. Dün o yüzden yazıyı yazamadım, şu anda çok iyi sayılmam aslında. Göbeğimi taşıyamıyorum. Belim kopacak gibi. Çınar çok büyüdü, her hareketi feci can yakıyor. Artık bir an önce gelsin istiyorum. 


Savaş olmasa ne yapardım bilmiyorum. Her şeyi tık tık halledip, her şeye yetiyor. Hem baba hem sevgili hem dost hem marifetli bir usta.  


Eğer becerebilirsem bugünden sonra gün gün yazmaya çalışacağım. Şu an itibariyle 13 günümüz kaldı beklenen güne. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...