20 Ekim 2011 Perşembe

Ölmek, Öldürmek ne kolay...

Dün bir alışveriş merkezindeydim "24 şehit" alt yazısını gördüğümde. Başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Bütün gün yüreğim sıkışık dolandım. Onca acıyı, onca ailenin yaşadıklarını tahayyül bile edemedim. Bunları söylemem lazım, üzüldüğümü söylemem lazım çünkü "faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir."* Çünkü önce terörü lanetleyip, ölenlere üzüldüğünü söylemeni emreder faşizanlar senin söylediğinin hükmü olsun diye, seni de terörist ilan etmemek için.Onlardan farklı düşündüğün için, "Kan istiyoruz." diye bağırmadığın için...

Anlaşılmaz konuşuyorum farkındayım. Karmakarışık anlatıyorum. Çünkü zihnim karmakarışık, beynim yarı donuk, yarı çorba. Çünkü dünden beri her yerde "İntikam", "Öldürün", "Asın" çığlıkları görmekten ambale olmuş durumdayım. Ekşi Sözlük'te Kürtlerden alışveriş etmeyin diye başlık açabilecek şuursuzlar olduğunu gördüm. Facebook'ta "Atatürk "Menemen'i yakın" dedi, Atatürk'üz özledik." yazabilen ve fakat Menemen'de neler olduğundan bile habersiz olduğunu düşündüğüm bir sürü şuursuz gördüm. Menemen'de olaylar bittiğinde sadece olan bitene engel olmadığı için tüm yöreyi yok etmek istemeyi doğru bulanlar, İnönü engel olunca da kötünün iyisi onlarca kişiyi asmayı, isyancıların zorla ip aldığı yahudiyi bile asmayı doğru bulacaklardır gerçi detayları bilseler de... Zira vicdanları, gözleri, beyinleri çalışmıyor binlerce insanın. Nurturia'da Yıldırım Türker'in "Barışı ancak Kürtler ve Türkler birlikte getirir." yazısına katıldığım için, "İlle de barış" dediğim için ne vatan hainliğim ne alçaklığım ne orospu çocukluğum kaldı. Bir tanesi mesajla "Bütün kürtler katildir." derken, bir diğeri "Bütün doğuyu havaya uçurmak lazım." diyordu. Bir başkası "Önce Türküm de, Ne mutlu Türküm Diyene" diyemiyorsan konuşma" diyordu. "Kürtler virüs gibi, onlarca ürüyorlar.", "Biz hastane, okul veriyoruz, onların yaptığına bak" diyordu lütfetmişler gibi... "Sen ne cesaretle bunları söylüyorsun?" diyordu başkası. Doğru, bizim hep korkmamız gerekiyordu çoğunluktan.Toplu akıl tutulması bu denli korkunç bir şeydi ve insanı dehşete düşürüyordu.

"Bunca insan ölmüşken nasıl barış dersiniz?" diyordu biri, sanırım barış ne demek bilmiyordu çoğu gibi çünkü ne zaman barış desek "Apo'yla mı kucaklaşacağız?" diyenler pek boldu. Bir başka trajikomiği "Bugün barış deme günü değil, bugün ağlama günü" diyordu. Barış demedikçe ağlamayı bitiremeyeceğimizi anlamayarak.

Benim beynim Aze'nin bulamacı gibi. İnsanlar nasıl olur da bu kadar kolay "ölsünler, öldürsünler" diyebiliyor, insanlar nasıl oluyor da kendilerine öğretilen kalıplardan, ezberlerden azade birazcık ama birazcık düşünmeyi başaramıyor? Bu kanın durması için ancak ve ancak konuşmamız gerektiğini, dinlememiz gerektiğini, bugüne kadar sürekli "Kana kan" dendiğini ve bunun hiçbir şeyi çözmediğini... Hep garibanların öldüğünü, bu işte bir yanlışlık olduğunu, birilerinin birilerini kullandığını...

Ben her ölüme içime bıçak batmışçasına üzülüyorum. Bunu söylemek zorundayım ki faşizmin beni terörist ilan etmesi zorlaşsın. Onun ne yaptığı beni terörist ilan ettiği beni ilgilendirmez ya, onun yanındaki onun kadar kalbi taşlaşmamış olan da maalesef bu referansı istediğinden önce bunu söylemeliyim. Acının terazisi olmaz ya Allah sizi inandırsın üzülüyorum! Ve buna rağmen TEK YOL BARIŞ! diyorum. "Susturun silahlarınızı yoksa bu kan hepimizi boğacak!"*


* Roland Barthes
* Birgün gazetesi manşeyi

7 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Sanıyorlar ki vurup kıracağız ama bize birşey olmayacak. Yahu bu savaş hep tv-de mi kalacak? İlla ki gelip bulacak her evi. Onu düşünseler aman dur der çoğu eminim..

Bir de kendimizi üstün zannetme hali. Biz veriyoruz, onlar alıyorlar ama gene de şöyle şöyle yapıyorlar. Biz ve vermek! ne itici.

Bir de bunca yıl savaş vardı, var ne halloldu. Saddam kimyasal bombalar attı noldu sonu Kürtlerin ihanetiyle geldi.

Ah ne kolay savaş demek. Oysa hala anlamıyorlar yol barıştan geçer. De şimdi bu hararet sırasında cahil cühedayla çok da konuşmamak gerek!

LILY BRIK dedi ki...

Malesef erkek cocuklarina oyuncak olarak silah alinan bir devrin insanlari ancak bu kadar bariscil olabiliyor. Ben hep soyle dusunuyorum; anneler ancak baris saglar yoksa gerisi zor. Baksaniza askeriyeye ayrilan butceye son 70 senedir. bu tabiki de savas icin! Turkiye halki fasist ve sovenist bir halktir ne yazik ki! kimsenin o bolge hakkinda bir fikri yokken atar, tutar onlara bunu- sunu verdik diye. ulan sana devletin ne verebiliyor ki onlara verebilsin? adamlar yillardir mayindan oturu toprak ekip bicemiyor, fakir fakirlesip daga vuruyor kendini, egitim sifir, kizlar 12 de evlendiriliyor, sonra neymis mikrop gibi uruyolarmis. ne yapsin?
olan gencecik insanlara oluyor. Bence askere gitmesin cocuklar. hani Israil- Filistin den farkimiz kalmadi. artik vicdani ret zamani. savasi reddedelim, ogullarimiz icin aglamayalim yeter.

LILY BRIK dedi ki...

bugun sizleri okumak beni cok umutlandirdi. en azindan dusunebilen ve galeyana gelmeyen birileri var

selen dedi ki...

bizi birbirimizden koru allahım demek istiyorum... yazı için elinize sağlık.

Slingomom dedi ki...

Derya,
Sana yazılanları okurken tüylerim diken diken oldu. Üzüntü ve öfke bu kadar birbirine karışınca bilinç de kayboluyor ama daha fazla ölüm istemek...

İyi ki varsın

DeryAze dedi ki...

Deli Anne, Lily Brikr, Selen, İrem, iyi ki siz de varsınız. Dünyanın şuursuzlarla dolu olmadığını görmek, bizim gibileri görmek şu süreçte en iyi gelen şeylerden.

Evren dedi ki...

Derya,
Iyi ki varsin! Ve sana sonuna kadar katiliyorum arkadasim: "Tek Yol Baris!"

Yorum Gönder

20 Ekim 2011 Perşembe

Ölmek, Öldürmek ne kolay...

Dün bir alışveriş merkezindeydim "24 şehit" alt yazısını gördüğümde. Başımdan aşağı kaynar sular boşaldı. Bütün gün yüreğim sıkışık dolandım. Onca acıyı, onca ailenin yaşadıklarını tahayyül bile edemedim. Bunları söylemem lazım, üzüldüğümü söylemem lazım çünkü "faşizm konuşma yasağı değil söyleme mecburiyetidir."* Çünkü önce terörü lanetleyip, ölenlere üzüldüğünü söylemeni emreder faşizanlar senin söylediğinin hükmü olsun diye, seni de terörist ilan etmemek için.Onlardan farklı düşündüğün için, "Kan istiyoruz." diye bağırmadığın için...

Anlaşılmaz konuşuyorum farkındayım. Karmakarışık anlatıyorum. Çünkü zihnim karmakarışık, beynim yarı donuk, yarı çorba. Çünkü dünden beri her yerde "İntikam", "Öldürün", "Asın" çığlıkları görmekten ambale olmuş durumdayım. Ekşi Sözlük'te Kürtlerden alışveriş etmeyin diye başlık açabilecek şuursuzlar olduğunu gördüm. Facebook'ta "Atatürk "Menemen'i yakın" dedi, Atatürk'üz özledik." yazabilen ve fakat Menemen'de neler olduğundan bile habersiz olduğunu düşündüğüm bir sürü şuursuz gördüm. Menemen'de olaylar bittiğinde sadece olan bitene engel olmadığı için tüm yöreyi yok etmek istemeyi doğru bulanlar, İnönü engel olunca da kötünün iyisi onlarca kişiyi asmayı, isyancıların zorla ip aldığı yahudiyi bile asmayı doğru bulacaklardır gerçi detayları bilseler de... Zira vicdanları, gözleri, beyinleri çalışmıyor binlerce insanın. Nurturia'da Yıldırım Türker'in "Barışı ancak Kürtler ve Türkler birlikte getirir." yazısına katıldığım için, "İlle de barış" dediğim için ne vatan hainliğim ne alçaklığım ne orospu çocukluğum kaldı. Bir tanesi mesajla "Bütün kürtler katildir." derken, bir diğeri "Bütün doğuyu havaya uçurmak lazım." diyordu. Bir başkası "Önce Türküm de, Ne mutlu Türküm Diyene" diyemiyorsan konuşma" diyordu. "Kürtler virüs gibi, onlarca ürüyorlar.", "Biz hastane, okul veriyoruz, onların yaptığına bak" diyordu lütfetmişler gibi... "Sen ne cesaretle bunları söylüyorsun?" diyordu başkası. Doğru, bizim hep korkmamız gerekiyordu çoğunluktan.Toplu akıl tutulması bu denli korkunç bir şeydi ve insanı dehşete düşürüyordu.

"Bunca insan ölmüşken nasıl barış dersiniz?" diyordu biri, sanırım barış ne demek bilmiyordu çoğu gibi çünkü ne zaman barış desek "Apo'yla mı kucaklaşacağız?" diyenler pek boldu. Bir başka trajikomiği "Bugün barış deme günü değil, bugün ağlama günü" diyordu. Barış demedikçe ağlamayı bitiremeyeceğimizi anlamayarak.

Benim beynim Aze'nin bulamacı gibi. İnsanlar nasıl olur da bu kadar kolay "ölsünler, öldürsünler" diyebiliyor, insanlar nasıl oluyor da kendilerine öğretilen kalıplardan, ezberlerden azade birazcık ama birazcık düşünmeyi başaramıyor? Bu kanın durması için ancak ve ancak konuşmamız gerektiğini, dinlememiz gerektiğini, bugüne kadar sürekli "Kana kan" dendiğini ve bunun hiçbir şeyi çözmediğini... Hep garibanların öldüğünü, bu işte bir yanlışlık olduğunu, birilerinin birilerini kullandığını...

Ben her ölüme içime bıçak batmışçasına üzülüyorum. Bunu söylemek zorundayım ki faşizmin beni terörist ilan etmesi zorlaşsın. Onun ne yaptığı beni terörist ilan ettiği beni ilgilendirmez ya, onun yanındaki onun kadar kalbi taşlaşmamış olan da maalesef bu referansı istediğinden önce bunu söylemeliyim. Acının terazisi olmaz ya Allah sizi inandırsın üzülüyorum! Ve buna rağmen TEK YOL BARIŞ! diyorum. "Susturun silahlarınızı yoksa bu kan hepimizi boğacak!"*


* Roland Barthes
* Birgün gazetesi manşeyi

7 yorum:

  1. Sanıyorlar ki vurup kıracağız ama bize birşey olmayacak. Yahu bu savaş hep tv-de mi kalacak? İlla ki gelip bulacak her evi. Onu düşünseler aman dur der çoğu eminim..

    Bir de kendimizi üstün zannetme hali. Biz veriyoruz, onlar alıyorlar ama gene de şöyle şöyle yapıyorlar. Biz ve vermek! ne itici.

    Bir de bunca yıl savaş vardı, var ne halloldu. Saddam kimyasal bombalar attı noldu sonu Kürtlerin ihanetiyle geldi.

    Ah ne kolay savaş demek. Oysa hala anlamıyorlar yol barıştan geçer. De şimdi bu hararet sırasında cahil cühedayla çok da konuşmamak gerek!

    YanıtlaSil
  2. Malesef erkek cocuklarina oyuncak olarak silah alinan bir devrin insanlari ancak bu kadar bariscil olabiliyor. Ben hep soyle dusunuyorum; anneler ancak baris saglar yoksa gerisi zor. Baksaniza askeriyeye ayrilan butceye son 70 senedir. bu tabiki de savas icin! Turkiye halki fasist ve sovenist bir halktir ne yazik ki! kimsenin o bolge hakkinda bir fikri yokken atar, tutar onlara bunu- sunu verdik diye. ulan sana devletin ne verebiliyor ki onlara verebilsin? adamlar yillardir mayindan oturu toprak ekip bicemiyor, fakir fakirlesip daga vuruyor kendini, egitim sifir, kizlar 12 de evlendiriliyor, sonra neymis mikrop gibi uruyolarmis. ne yapsin?
    olan gencecik insanlara oluyor. Bence askere gitmesin cocuklar. hani Israil- Filistin den farkimiz kalmadi. artik vicdani ret zamani. savasi reddedelim, ogullarimiz icin aglamayalim yeter.

    YanıtlaSil
  3. bugun sizleri okumak beni cok umutlandirdi. en azindan dusunebilen ve galeyana gelmeyen birileri var

    YanıtlaSil
  4. bizi birbirimizden koru allahım demek istiyorum... yazı için elinize sağlık.

    YanıtlaSil
  5. Derya,
    Sana yazılanları okurken tüylerim diken diken oldu. Üzüntü ve öfke bu kadar birbirine karışınca bilinç de kayboluyor ama daha fazla ölüm istemek...

    İyi ki varsın

    YanıtlaSil
  6. Deli Anne, Lily Brikr, Selen, İrem, iyi ki siz de varsınız. Dünyanın şuursuzlarla dolu olmadığını görmek, bizim gibileri görmek şu süreçte en iyi gelen şeylerden.

    YanıtlaSil
  7. Derya,
    Iyi ki varsin! Ve sana sonuna kadar katiliyorum arkadasim: "Tek Yol Baris!"

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...