20 Kasım 2011 Pazar

Aze Çınar ne alemde?

Yine epey ara verdim yazmaya. Bu sefer güzel bir sebebim var. Tam istediğim gibi bir iş buldum. Mutlu mesut çalışıyorum. İş saatleri biraz bana bağlı. Yetiştirilmesi gereken işler olduğunda bazen sabahlamak gerekebilecekken bazense işe öğlen gideceğim. İşi seviyorum, yerini seviyorum. Keyifler bu anlamda iyi anlayacağınız. Şu ara bir çok şeye vakit ayıramadım ama. Emzirme reformu ile ilgili yapmam gereken işler vardı yapamadım. Sevgili Peri sağolsun benim işimi yaparak üzüntümü azalttı. Onun dışında iş öncesinde neredeyse her gün görüştüğüm arkadaşlarımla görüşmelerimiz azaldı. Bir kaç gün sabah 4'te geldim eve, Neredeyse anne baba blogger toplantısına da gidemeyecektim ki işle eğlenceyi birleştirip, daha sonra gündemde olan bloggerlarla röportajı organize ederek buluşmaya gidebildim :)) Kızımı bu hafta çok az gördüğümden, hem Bebek'teki buluşmaya hem diğer yerlere getirdi babası. Bu arada hem şahane ikramları vesüt hediyeleri için hem güler yüzleri için, üstüne üstlük çekim yapmamız için tüm kolaylıkları gösterdikleri için L'era Fresca'ya da ayrıca teşekkür ederiz. 
Akşam da babanneye gittik bir tam günü beraber geçirmiş olduk doya doya. 


Son görüştüğümüzden beri Maya'mızın doğumgünü oldu. Mayakuş doomgünüsünde pek hastaydı, hiç eğlenemedi. 



Bayadır Aze'nin gelişimi ile ilgili de yazmıyordum. Aze'nin boyu uzuyor fekat kilosu 12 civarı sabitlendi. İyice ince bir kız oldu. Öndeki göbeği saymıyoruz. Neredeyse her söyleneni anlıyor, yapıyor. İstediğimiz şeyleri getiriyor, götürüyor. İsimlerini söyleyip şunu götür dediğimiz kişiye götürüyor. Herkesi tanıyor yani. Derdini anlatıyor iyiden iyiye. Söylenen hemen her şeyi taklitle tekrar ediyor. Anlamını bilerek söyledikleri ise aklıma geldiğince şöyle: 

Su : Şu
Onu: Onnuu
Mama
Balon: Buluun
Maymun: Mamuun
Ada
Maya
Mumu: Mommoo
Gel: Gel
Git: git
Anne
Baba
Derya
Savaş: Şaaş
Dede
Dayı: Dayi 
Hala: Haya
Köpek: how how
Kedi: Miaaağw 
Kuş: Gak 
Üzüm: üjüm
Burun: Buyun
Göz
Kulak: kukku
Gökay: goygoy
Zeynel: Zeyzi
Zeytin: zetti
Alo: Ayo (Herşeyi ama her şeyi telefon olarak kullanabiliyor. Kibriti de, kalemi de, anahtarı da kulağına götürüp "Ayoooo" diyor) (Aynı şekilde çatal, düdük, kalem, cezve sapı her şeyi ağzına sokup flüt muamelesi yapıyor elleriyle.) 
Müzik: Nanana  (Şirinlerin şarkısının ilk üç notasını doğru söylüyor. Çalan müziği tanıyınca içinden kelimeler söylüyor. Mesela Ali, mesela denni:deniz)
Uyku: Eeee eee (bebeklerini uyutmaya çalışıyor eee eee diyerek. Bir de pış pışlıyor. Geçen gün birini ayağına koymuş sallıyordu. Ki biz onu hiç ayakta sallamadık. Ayakta sallanan bir çocuk da hiç görmedi.) 
Kitap: Kipa (Alıyor okuyor, okutuyor, kendi kendine bir şeyler sallıyor okuyormuş gibi) 
Benim: Mennim
Merhaba: Memaaa (elini uzatıp uzatılan eli sıkıp sallıyor) 
Makina: Maanna
Dıgıdık dıgıdık
At
Top: gol
bitttiiiii
Neden: dedeeen


Halay çekiyor, tey tey diyor. 
Acıkınca, mama sandalyesine götürüyor bizi, "Haydi mutfağa götürüp beni doyurun" mesajı veriyor.
Öpüyor, bay bay yapıyor, eliyle öpücük gönderiyor. 
Sarılıyor, beni özleyince babasına telefonu götürüp aramasını istiyor. Müzik isteyince de telefonu uzatıyor. Dans etmeye bayılıyor. Uykusu gelince salonun kapısına gidip el sallıyor. 


Uykusunu teke düşürdü bu ay. Akşam 20.30 civarı uyuyor. Sabah 08.30 civarı kalkıyor. Saat 13.00 gibi uyuyup 2 saat sonra kalkıyor. Her gün çorbasını, ev yoğurdunu, etini, ortalama 250 cc formül mamasını, meyvesini, pekmez, yumurta, ıhlamur, ceviz, tereyağ, zeytin, buğday ekmeği, peynirden oluşan kahvaltısını yapmaya devam ediyor. 

İnanılmaz eğlenceli bir insan oldu. Kendi kendine oynamasını da bildiği için ortada takılıyor, bize dinlenme fırsatı da tanıyor bolca. Zaman zaman inat, sinir, ağlama krizleri de yaşanmıyor değil. Fekat hala 2 yaş krizi düzeyine gelmediği için çabuk atlatıyoruz. 

Böyle işte. Aze Çınar Büyüyor. 

1 yorum:

dogruhediye dedi ki...

Paylasım için çok teşekürler :)

Yorum Gönder

20 Kasım 2011 Pazar

Aze Çınar ne alemde?

Yine epey ara verdim yazmaya. Bu sefer güzel bir sebebim var. Tam istediğim gibi bir iş buldum. Mutlu mesut çalışıyorum. İş saatleri biraz bana bağlı. Yetiştirilmesi gereken işler olduğunda bazen sabahlamak gerekebilecekken bazense işe öğlen gideceğim. İşi seviyorum, yerini seviyorum. Keyifler bu anlamda iyi anlayacağınız. Şu ara bir çok şeye vakit ayıramadım ama. Emzirme reformu ile ilgili yapmam gereken işler vardı yapamadım. Sevgili Peri sağolsun benim işimi yaparak üzüntümü azalttı. Onun dışında iş öncesinde neredeyse her gün görüştüğüm arkadaşlarımla görüşmelerimiz azaldı. Bir kaç gün sabah 4'te geldim eve, Neredeyse anne baba blogger toplantısına da gidemeyecektim ki işle eğlenceyi birleştirip, daha sonra gündemde olan bloggerlarla röportajı organize ederek buluşmaya gidebildim :)) Kızımı bu hafta çok az gördüğümden, hem Bebek'teki buluşmaya hem diğer yerlere getirdi babası. Bu arada hem şahane ikramları vesüt hediyeleri için hem güler yüzleri için, üstüne üstlük çekim yapmamız için tüm kolaylıkları gösterdikleri için L'era Fresca'ya da ayrıca teşekkür ederiz. 
Akşam da babanneye gittik bir tam günü beraber geçirmiş olduk doya doya. 


Son görüştüğümüzden beri Maya'mızın doğumgünü oldu. Mayakuş doomgünüsünde pek hastaydı, hiç eğlenemedi. 



Bayadır Aze'nin gelişimi ile ilgili de yazmıyordum. Aze'nin boyu uzuyor fekat kilosu 12 civarı sabitlendi. İyice ince bir kız oldu. Öndeki göbeği saymıyoruz. Neredeyse her söyleneni anlıyor, yapıyor. İstediğimiz şeyleri getiriyor, götürüyor. İsimlerini söyleyip şunu götür dediğimiz kişiye götürüyor. Herkesi tanıyor yani. Derdini anlatıyor iyiden iyiye. Söylenen hemen her şeyi taklitle tekrar ediyor. Anlamını bilerek söyledikleri ise aklıma geldiğince şöyle: 

Su : Şu
Onu: Onnuu
Mama
Balon: Buluun
Maymun: Mamuun
Ada
Maya
Mumu: Mommoo
Gel: Gel
Git: git
Anne
Baba
Derya
Savaş: Şaaş
Dede
Dayı: Dayi 
Hala: Haya
Köpek: how how
Kedi: Miaaağw 
Kuş: Gak 
Üzüm: üjüm
Burun: Buyun
Göz
Kulak: kukku
Gökay: goygoy
Zeynel: Zeyzi
Zeytin: zetti
Alo: Ayo (Herşeyi ama her şeyi telefon olarak kullanabiliyor. Kibriti de, kalemi de, anahtarı da kulağına götürüp "Ayoooo" diyor) (Aynı şekilde çatal, düdük, kalem, cezve sapı her şeyi ağzına sokup flüt muamelesi yapıyor elleriyle.) 
Müzik: Nanana  (Şirinlerin şarkısının ilk üç notasını doğru söylüyor. Çalan müziği tanıyınca içinden kelimeler söylüyor. Mesela Ali, mesela denni:deniz)
Uyku: Eeee eee (bebeklerini uyutmaya çalışıyor eee eee diyerek. Bir de pış pışlıyor. Geçen gün birini ayağına koymuş sallıyordu. Ki biz onu hiç ayakta sallamadık. Ayakta sallanan bir çocuk da hiç görmedi.) 
Kitap: Kipa (Alıyor okuyor, okutuyor, kendi kendine bir şeyler sallıyor okuyormuş gibi) 
Benim: Mennim
Merhaba: Memaaa (elini uzatıp uzatılan eli sıkıp sallıyor) 
Makina: Maanna
Dıgıdık dıgıdık
At
Top: gol
bitttiiiii
Neden: dedeeen


Halay çekiyor, tey tey diyor. 
Acıkınca, mama sandalyesine götürüyor bizi, "Haydi mutfağa götürüp beni doyurun" mesajı veriyor.
Öpüyor, bay bay yapıyor, eliyle öpücük gönderiyor. 
Sarılıyor, beni özleyince babasına telefonu götürüp aramasını istiyor. Müzik isteyince de telefonu uzatıyor. Dans etmeye bayılıyor. Uykusu gelince salonun kapısına gidip el sallıyor. 


Uykusunu teke düşürdü bu ay. Akşam 20.30 civarı uyuyor. Sabah 08.30 civarı kalkıyor. Saat 13.00 gibi uyuyup 2 saat sonra kalkıyor. Her gün çorbasını, ev yoğurdunu, etini, ortalama 250 cc formül mamasını, meyvesini, pekmez, yumurta, ıhlamur, ceviz, tereyağ, zeytin, buğday ekmeği, peynirden oluşan kahvaltısını yapmaya devam ediyor. 

İnanılmaz eğlenceli bir insan oldu. Kendi kendine oynamasını da bildiği için ortada takılıyor, bize dinlenme fırsatı da tanıyor bolca. Zaman zaman inat, sinir, ağlama krizleri de yaşanmıyor değil. Fekat hala 2 yaş krizi düzeyine gelmediği için çabuk atlatıyoruz. 

Böyle işte. Aze Çınar Büyüyor. 

1 yorum:

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...