28 Şubat 2011 Pazartesi

Aze'nin Babası Değil, Benim Sevgilim...

Bir zamanlar çok cesurduk biz. O zamanlar öğrenciyken evlenmek, hayatla, çevreyle, birbirimizle başetmek dünyanın en kolay işi gelmişti. Biz ki devrim yapacağımıza inanıyorduk, bir evlilikle ve evlilikle gelen mahalle baskısı ile mi baş edemeyecektik? Bir imza bize ne yapabilirdi ki? Devrim yapacağımıza hala inanıyoruz ama şimdiki aklımız olsa öğrenciyken evlenmezdik açık konuşayım. Evlendik, Savaş okulu dondurdu ben bitirdim, sonra Savaş iş, okul vs uğraşırken ve eski aktif politika yaparken ki öğrencilikten anı kalan onlarca dersle boğuşurken çat diye atılıverdi okuldan ve bu son afla geri döndü. 


Şansımız bir garipmiş ki bu sefer de adam tam bitirecekken ben hamile kaldım. 3. ay dolana kadar yatmam gerekti. Savaş okulla mı ilgilensin, işe mi gitsin, bana mı baksın çocuk koşuşturmaktan bitmek üzere olan okul yine uzadı. Ve ha bugün ha yarın derken cuma itibariyle tezini de onaylatıp mezun olmuş oldu. Böylece yıllardır süren sınav gerilimi, ders çalışma yorgunluğu vs hepsi birden bitti. Diploma bir halta yarar yaramaz ayrı mevzu, ama en azından sonunda bitmiş oldu. 


E bunca gerilimin üzerine bunu kutlamadan geçmek olmazdı. Dün önce sevgili Funda ve Mete'nin evinde şahane ötesi, bir kuş sütü eksik kahvaltı ile başladık kutlamaya. Her ne kadar Funda kahvaltı sonrası "Aaa O... Çocukları çok güzel film, çok keyifli, esprili." deyip hepimizi (tamam özellikle beni) hönkür hönkür  ağlamamızı sağladıysa da (Abi çok acıklıydı valla. Sırrı Süreyya sen adamı öldürürsün) Evden çıktığımızda moddan da çıkmış olduk. 


Saat 16.30 gibi Şiirci'ye vardık arkadaşlarımızla içmek üzere. Herkesin sorduğu "Yahu adam her gün Şiirci'de çalışıyor zaten niye burada yapıyoruz kutlamayı?" sorusuna "Aze ile başka nerede bu kadar rahat edilebilir ki?" sorusuyla mukabele edip yerleştik. Ek gıdaya geçişle birlikte Aze'ye bolca süt biriktirdiğimden iç rahatlığıyla içtim rakımı. Zaten Aze Çınar da saat 21.00 civarı arabasında gece uykusuna geçip bizi özgür bıraktı. 


Yaklaşık gece yarısına kadar acayip eğlendik, acayip içtik. Yıl boyu ÖSSye kasıp sınav sonrası çılgın atan gençlerden hiç eksiğimiz olmadığı gibi bilumum fazlamız da vardı. Gecenin bir vaktinde şöyle düşündüm; şimdi şurada bir sebepten ölsem, bırak ünlü olup sokaktaki adamın yorum yapmasını, benim hayatımdaki bir sürü insan bile "cık cık emziren kadının alkolle işi ne? Hem de çocuğunu da götürmüş cık cık cık." derdi eminim. Bir kadeh de onların şerefine içtik. Bol dedikodulu, bol siyaset tartışmalı, bol romantik ve mutlu bir gece oldu.
Başından beri tüm bu süreçte yanımızda olan bütün arkadaşlarımıza ve ailelerimize çok çok teşekkürler ederiz. Sağolun hep varolun. 


Gidip de fotoğrafta olmayanlar
kusura bakmayalar
Geçtiğimiz 10 gün Aze'yle başbaşaydık sıklıkla Savaş'ın ders çalışması sebebiyle. Tam da Aze'nin bir level üste geçtiği dönemdi. İyice afacanlaştığı, önüne gelen her şeye el attığı, kendini kucaktan attığı, çabuk sıkıldığı, sürekli oyun istediği, katı gıdaları yerken kıllık yaptığı bu dönemde yalnız olmak beni epey yıpratmıştı. En çok da bu yüzden Savaş'ın bir hafta izinli olması şu an dünyanın en şahane şeyi. Dinlenmek, film izlemek, gezmek, ihmal ettiğimiz eş dost ziyaretleri yapıp misafir ağırlamak, yüzmeye gitmek, gezmek, yatmak yatmak, yatmak, yatmak... 


Bu arada Aze ceee oynamayı öğrendi. Daha önceki denemelerde yüzümüzü sakladığımızda hiç umursamayıp kafayı çevirirken, biz ceee deyip ortaya çıktığımızda zerre umursamaz ya da sadece bir bakıp kafayı geri çevirirken şimdi gayet oyuna katılıyor. Bezin arkasına saklandıysam bezi çekmeye çalışıyor, ceee deyince gülüyor falan.
Ayakta durabiliyor, tek başına çok rahat oturuyor, çat çat dönüyor. Valla korkuyorum artık başıma gelebileceklerden.  :) 


Başlığa gelecek olursak; bazen çok yabancılaşıyorum ben her şeye, son zamanlarda özellikle Aze'ye. "Vay beee ulan çocuğum var benim. Kızım var. Aaaaa çok tuhaf be!" şeklinde bir şok yaşıyorum küçük çaplı. Ama ondan da büyük çaplı şoku "Aaa bizim Savaş'ın (Biz sevgili olmadan önce dostum Savaş'ın benim için karşılığı Bizim Savaş'tı.) çocuğu olmuş. Anaa hem de benden!!" şeklinde yaşıyorum. Şu son iki gündür ise, Okul derdi yok, iş derdi yok, saat derdi yok, onca arkadaşa Aze derdi yok derken, sabahtan geceye el ele, diz dize keyifli vakit geçiriyorken kendime, Savaş'a, Aze'ye ve herkeslere hatırlatmak istedim. Savaş Aze'nin babasından önce benim sevgilim, biline, ona göre davranıla... Hoyda breee.

2 yorum:

yaban dedi ki...

'vay beee aa cocugum var benim' yabancilasmasini ben de yasayacagim galiba,, bazi sabahlar 'aaa hamileyim ben' diyorum,, neden hayat boyle oyunlar oynuyor bize,, ben kendimi 19-20 yaslarimda unutmus gibiyim,, bugune donunce sasiyorum, kocam var, evim var, bir adet gobegim var...
*
umarim boyle guzel ve sevgi dolu anlariniz cok olsun hayatta, sevgiline de ayrica tebrikler, yilmayip okulu bitirdigi icin,,

kaknem dedi ki...

Hahah çok samimiyim, ben doğurmuş, içmiş, gezmiş, eşimle hasret gidermiş kadar oldum. Rahatladım okurken. Sevgiler hahah kendime gülüyorum.

Yorum Gönder

28 Şubat 2011 Pazartesi

Aze'nin Babası Değil, Benim Sevgilim...

Bir zamanlar çok cesurduk biz. O zamanlar öğrenciyken evlenmek, hayatla, çevreyle, birbirimizle başetmek dünyanın en kolay işi gelmişti. Biz ki devrim yapacağımıza inanıyorduk, bir evlilikle ve evlilikle gelen mahalle baskısı ile mi baş edemeyecektik? Bir imza bize ne yapabilirdi ki? Devrim yapacağımıza hala inanıyoruz ama şimdiki aklımız olsa öğrenciyken evlenmezdik açık konuşayım. Evlendik, Savaş okulu dondurdu ben bitirdim, sonra Savaş iş, okul vs uğraşırken ve eski aktif politika yaparken ki öğrencilikten anı kalan onlarca dersle boğuşurken çat diye atılıverdi okuldan ve bu son afla geri döndü. 


Şansımız bir garipmiş ki bu sefer de adam tam bitirecekken ben hamile kaldım. 3. ay dolana kadar yatmam gerekti. Savaş okulla mı ilgilensin, işe mi gitsin, bana mı baksın çocuk koşuşturmaktan bitmek üzere olan okul yine uzadı. Ve ha bugün ha yarın derken cuma itibariyle tezini de onaylatıp mezun olmuş oldu. Böylece yıllardır süren sınav gerilimi, ders çalışma yorgunluğu vs hepsi birden bitti. Diploma bir halta yarar yaramaz ayrı mevzu, ama en azından sonunda bitmiş oldu. 


E bunca gerilimin üzerine bunu kutlamadan geçmek olmazdı. Dün önce sevgili Funda ve Mete'nin evinde şahane ötesi, bir kuş sütü eksik kahvaltı ile başladık kutlamaya. Her ne kadar Funda kahvaltı sonrası "Aaa O... Çocukları çok güzel film, çok keyifli, esprili." deyip hepimizi (tamam özellikle beni) hönkür hönkür  ağlamamızı sağladıysa da (Abi çok acıklıydı valla. Sırrı Süreyya sen adamı öldürürsün) Evden çıktığımızda moddan da çıkmış olduk. 


Saat 16.30 gibi Şiirci'ye vardık arkadaşlarımızla içmek üzere. Herkesin sorduğu "Yahu adam her gün Şiirci'de çalışıyor zaten niye burada yapıyoruz kutlamayı?" sorusuna "Aze ile başka nerede bu kadar rahat edilebilir ki?" sorusuyla mukabele edip yerleştik. Ek gıdaya geçişle birlikte Aze'ye bolca süt biriktirdiğimden iç rahatlığıyla içtim rakımı. Zaten Aze Çınar da saat 21.00 civarı arabasında gece uykusuna geçip bizi özgür bıraktı. 


Yaklaşık gece yarısına kadar acayip eğlendik, acayip içtik. Yıl boyu ÖSSye kasıp sınav sonrası çılgın atan gençlerden hiç eksiğimiz olmadığı gibi bilumum fazlamız da vardı. Gecenin bir vaktinde şöyle düşündüm; şimdi şurada bir sebepten ölsem, bırak ünlü olup sokaktaki adamın yorum yapmasını, benim hayatımdaki bir sürü insan bile "cık cık emziren kadının alkolle işi ne? Hem de çocuğunu da götürmüş cık cık cık." derdi eminim. Bir kadeh de onların şerefine içtik. Bol dedikodulu, bol siyaset tartışmalı, bol romantik ve mutlu bir gece oldu.
Başından beri tüm bu süreçte yanımızda olan bütün arkadaşlarımıza ve ailelerimize çok çok teşekkürler ederiz. Sağolun hep varolun. 


Gidip de fotoğrafta olmayanlar
kusura bakmayalar
Geçtiğimiz 10 gün Aze'yle başbaşaydık sıklıkla Savaş'ın ders çalışması sebebiyle. Tam da Aze'nin bir level üste geçtiği dönemdi. İyice afacanlaştığı, önüne gelen her şeye el attığı, kendini kucaktan attığı, çabuk sıkıldığı, sürekli oyun istediği, katı gıdaları yerken kıllık yaptığı bu dönemde yalnız olmak beni epey yıpratmıştı. En çok da bu yüzden Savaş'ın bir hafta izinli olması şu an dünyanın en şahane şeyi. Dinlenmek, film izlemek, gezmek, ihmal ettiğimiz eş dost ziyaretleri yapıp misafir ağırlamak, yüzmeye gitmek, gezmek, yatmak yatmak, yatmak, yatmak... 


Bu arada Aze ceee oynamayı öğrendi. Daha önceki denemelerde yüzümüzü sakladığımızda hiç umursamayıp kafayı çevirirken, biz ceee deyip ortaya çıktığımızda zerre umursamaz ya da sadece bir bakıp kafayı geri çevirirken şimdi gayet oyuna katılıyor. Bezin arkasına saklandıysam bezi çekmeye çalışıyor, ceee deyince gülüyor falan.
Ayakta durabiliyor, tek başına çok rahat oturuyor, çat çat dönüyor. Valla korkuyorum artık başıma gelebileceklerden.  :) 


Başlığa gelecek olursak; bazen çok yabancılaşıyorum ben her şeye, son zamanlarda özellikle Aze'ye. "Vay beee ulan çocuğum var benim. Kızım var. Aaaaa çok tuhaf be!" şeklinde bir şok yaşıyorum küçük çaplı. Ama ondan da büyük çaplı şoku "Aaa bizim Savaş'ın (Biz sevgili olmadan önce dostum Savaş'ın benim için karşılığı Bizim Savaş'tı.) çocuğu olmuş. Anaa hem de benden!!" şeklinde yaşıyorum. Şu son iki gündür ise, Okul derdi yok, iş derdi yok, saat derdi yok, onca arkadaşa Aze derdi yok derken, sabahtan geceye el ele, diz dize keyifli vakit geçiriyorken kendime, Savaş'a, Aze'ye ve herkeslere hatırlatmak istedim. Savaş Aze'nin babasından önce benim sevgilim, biline, ona göre davranıla... Hoyda breee.

2 yorum:

  1. 'vay beee aa cocugum var benim' yabancilasmasini ben de yasayacagim galiba,, bazi sabahlar 'aaa hamileyim ben' diyorum,, neden hayat boyle oyunlar oynuyor bize,, ben kendimi 19-20 yaslarimda unutmus gibiyim,, bugune donunce sasiyorum, kocam var, evim var, bir adet gobegim var...
    *
    umarim boyle guzel ve sevgi dolu anlariniz cok olsun hayatta, sevgiline de ayrica tebrikler, yilmayip okulu bitirdigi icin,,

    YanıtlaSil
  2. Hahah çok samimiyim, ben doğurmuş, içmiş, gezmiş, eşimle hasret gidermiş kadar oldum. Rahatladım okurken. Sevgiler hahah kendime gülüyorum.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...