17 Şubat 2011 Perşembe

Olan Biten

Öncelikle en muhteşem haber; 14 Şubat'ta  Blogcu Anne'nin verdiği haberle, Derin'in baba diyor oluşuyla bir gaza gelip Aze'ye baba baba baba demeye başladım. Bizim hatun bunu bekliyor olacak ki akşamında başladı babba babba demeye. Sonrasında da kapanmak bilmedi çenesi. Bunda da anneye benzediği garanti! Çektiğimi görmesin diye yamuk yumuk tutsam da aleti, en azından sesler doğru düzgün kaydoldu.:


video




Yoğun bir haftaydı. Sanırım 16 yıllık arkadaşım, nikah şahidim Sibel ve kızı Ece, Sibel'in Ablası Mukaddes ve oğlu Efe ile biz buluşup ilk anneli bebekli muhabbetimizi gerçekleştirmiş olduk.  


Sevgi Yumağı


Bunun dışında geçtiğimiz cuma Savaş'la bir işimiz vardı. Saat geç olmadan iptal olunca  Savaş'ın annesinin de halihazırda bizde oluşunu fırsat bilerek Fatmagül ve Öznur'un evindeki şahane içmece organizasyonuna dahil olduk. Sevgili Çiğdem de İstanbul'daydı, onunla da ilk olarak görüşmüş olduk. Aylardır bu kadar çok içip bu kadar eğlenmemiştik. Süper oldu. 




Hemen ertesi günü Edebiyat Atölyesi toplaşması vardı. İlk kez Robin Rüzgar, Arya ve Aze Çınar'ın katılımıyla düzenlenen atölyede Jane Austen, Aşk ve Gurur söyleşilecektiyse de anca filmi izlenebildi, bebeklerle söyleşme kısmı şimdilik pek mümkün olamadı. Evden çıkarken öyle acele çıkmışım ki süt sağma aparatları, biberon vs her şeyi evde unutmuşum. Sağolsunlar Peri ile Hasbiye bir koşu lazım gelenleri alıp geldiler. Yalnız ayların verdiği evin içinde ekmek elden su gölden hayat öyle yerleşmiş ve dışarıdaki zorluklu hayat öyle uzakta kalmış ki hormonların da desteğiyle malzemeleri unuttuğumu ilk farkettiğimde yaptığım şey bol sulu ağlamaya başlamak oldu: Kızım aç kalacaaaağğğk! Gidip mama, biberon almak gibi en basitinden bir çözüm bile aklıma gelmedi. İki dakika sonra biraz sakinlediğimde, kızımın yemek vakti gelmişken benim çözümüm Tee Çengelköy'den kalkıp eve dönmekti. Neyseki yemek sorunu hallolduktan sonraki gün çok güzeldi. 


Robin, Arya, Aze
Bitti mi? Bitmedi. Kardeşimiz gibi sevdiğimiz ve fakat bayadır gurbette okuyan ve baya da okumaya devam edecek olan Barış geldi Türkiye'ye. Hem onun için hem de Bursa'dan gelen Çiğdem için Beyoğlu'nda toplaştık Pazar günü de. Kızımla hazırlanıp yola çıktık:




Şiirciye vardık, misafirlerle buluştuk.

Çiğdem-Barış

Derin tartışmalara daldık;



Anlayacağınız dolu ve mutlu günler geçirdik. Her ne kadar salı günü "Olley Cumartesiye kadar evden çıkmam gerekmeyecek." yorgunluğunda da olsam, yine olsa yine yaparım :) Cumartesi demişken, cumartesi Perpa İş Merkezi'nin Konferans Salonu'nda 1 Umut Derneği'nin Dayanışma gecesi var. Metin Kemal Kahraman ve Bandista sahne olacaklar. Biz kızım da dahil tam kadro orada olacağız. Bekleriz efendim. 


Aze'm Çınar'ıma gelirsek, demin dediğim gibi cıvıldamaya, uzamaya ve kilo almaya (tam bir tosun oldu, artık taşımak çok zor geliyor.) devam ediyor. Sımsıkı sarılıyor, saçlarımla oynuyor, bazen çekiyor. Bugün Sibel'in kucağından bana geldi yine. Yine acayip mutlu oldum :) Ek gıdalarla henüz mesut bir ilişki oturtamadık. İlk bir hafta epey direndi Aze. Bugün ise yoğurdunu da muhallebisini de süper yedi. Umarım böyle gider. Laf aramızda yoğurtlarım şahane oluyor katı, yoğun ve leziz. Savaş bugün aile boyu yoğurt yapmaktan bahsediyordu o derece :)


Bir hafta da böyle geçti işte. 

4 yorum:

SULİDİN dedi ki...

Dolu dolu geçmiş..Aje ye bitiriyorum ben.Benim Defne çiçeğimde böyle olur mu dersin.Tontinik tontinik:)sana sobe attım pazartesi.Bekliyorum yanıtını

DeryAze dedi ki...

Olur tabi :)
Sobeyi biliyorum. Bunlar çok biriktiği için bunları yazdım önden, sobeyi de en geç yarın yazacağım :)
Sevgiler.

Evren dedi ki...

Aman ne güzel olmuş :) Bu arada ben de ağlama sahnesine çok güldüm, yani anlatışına :P Kuzu da masallah erkenden şakımaya başlamış, susmaz artık, yandınız :))

DeryAze dedi ki...

ay sorma evren, durduramadım da kendimi!
kuzu şimdiden susmuyor evet :))

Yorum Gönder

17 Şubat 2011 Perşembe

Olan Biten

Öncelikle en muhteşem haber; 14 Şubat'ta  Blogcu Anne'nin verdiği haberle, Derin'in baba diyor oluşuyla bir gaza gelip Aze'ye baba baba baba demeye başladım. Bizim hatun bunu bekliyor olacak ki akşamında başladı babba babba demeye. Sonrasında da kapanmak bilmedi çenesi. Bunda da anneye benzediği garanti! Çektiğimi görmesin diye yamuk yumuk tutsam da aleti, en azından sesler doğru düzgün kaydoldu.:


video




Yoğun bir haftaydı. Sanırım 16 yıllık arkadaşım, nikah şahidim Sibel ve kızı Ece, Sibel'in Ablası Mukaddes ve oğlu Efe ile biz buluşup ilk anneli bebekli muhabbetimizi gerçekleştirmiş olduk.  


Sevgi Yumağı


Bunun dışında geçtiğimiz cuma Savaş'la bir işimiz vardı. Saat geç olmadan iptal olunca  Savaş'ın annesinin de halihazırda bizde oluşunu fırsat bilerek Fatmagül ve Öznur'un evindeki şahane içmece organizasyonuna dahil olduk. Sevgili Çiğdem de İstanbul'daydı, onunla da ilk olarak görüşmüş olduk. Aylardır bu kadar çok içip bu kadar eğlenmemiştik. Süper oldu. 




Hemen ertesi günü Edebiyat Atölyesi toplaşması vardı. İlk kez Robin Rüzgar, Arya ve Aze Çınar'ın katılımıyla düzenlenen atölyede Jane Austen, Aşk ve Gurur söyleşilecektiyse de anca filmi izlenebildi, bebeklerle söyleşme kısmı şimdilik pek mümkün olamadı. Evden çıkarken öyle acele çıkmışım ki süt sağma aparatları, biberon vs her şeyi evde unutmuşum. Sağolsunlar Peri ile Hasbiye bir koşu lazım gelenleri alıp geldiler. Yalnız ayların verdiği evin içinde ekmek elden su gölden hayat öyle yerleşmiş ve dışarıdaki zorluklu hayat öyle uzakta kalmış ki hormonların da desteğiyle malzemeleri unuttuğumu ilk farkettiğimde yaptığım şey bol sulu ağlamaya başlamak oldu: Kızım aç kalacaaaağğğk! Gidip mama, biberon almak gibi en basitinden bir çözüm bile aklıma gelmedi. İki dakika sonra biraz sakinlediğimde, kızımın yemek vakti gelmişken benim çözümüm Tee Çengelköy'den kalkıp eve dönmekti. Neyseki yemek sorunu hallolduktan sonraki gün çok güzeldi. 


Robin, Arya, Aze
Bitti mi? Bitmedi. Kardeşimiz gibi sevdiğimiz ve fakat bayadır gurbette okuyan ve baya da okumaya devam edecek olan Barış geldi Türkiye'ye. Hem onun için hem de Bursa'dan gelen Çiğdem için Beyoğlu'nda toplaştık Pazar günü de. Kızımla hazırlanıp yola çıktık:




Şiirciye vardık, misafirlerle buluştuk.

Çiğdem-Barış

Derin tartışmalara daldık;



Anlayacağınız dolu ve mutlu günler geçirdik. Her ne kadar salı günü "Olley Cumartesiye kadar evden çıkmam gerekmeyecek." yorgunluğunda da olsam, yine olsa yine yaparım :) Cumartesi demişken, cumartesi Perpa İş Merkezi'nin Konferans Salonu'nda 1 Umut Derneği'nin Dayanışma gecesi var. Metin Kemal Kahraman ve Bandista sahne olacaklar. Biz kızım da dahil tam kadro orada olacağız. Bekleriz efendim. 


Aze'm Çınar'ıma gelirsek, demin dediğim gibi cıvıldamaya, uzamaya ve kilo almaya (tam bir tosun oldu, artık taşımak çok zor geliyor.) devam ediyor. Sımsıkı sarılıyor, saçlarımla oynuyor, bazen çekiyor. Bugün Sibel'in kucağından bana geldi yine. Yine acayip mutlu oldum :) Ek gıdalarla henüz mesut bir ilişki oturtamadık. İlk bir hafta epey direndi Aze. Bugün ise yoğurdunu da muhallebisini de süper yedi. Umarım böyle gider. Laf aramızda yoğurtlarım şahane oluyor katı, yoğun ve leziz. Savaş bugün aile boyu yoğurt yapmaktan bahsediyordu o derece :)


Bir hafta da böyle geçti işte. 

4 yorum:

  1. Dolu dolu geçmiş..Aje ye bitiriyorum ben.Benim Defne çiçeğimde böyle olur mu dersin.Tontinik tontinik:)sana sobe attım pazartesi.Bekliyorum yanıtını

    YanıtlaSil
  2. Olur tabi :)
    Sobeyi biliyorum. Bunlar çok biriktiği için bunları yazdım önden, sobeyi de en geç yarın yazacağım :)
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. Aman ne güzel olmuş :) Bu arada ben de ağlama sahnesine çok güldüm, yani anlatışına :P Kuzu da masallah erkenden şakımaya başlamış, susmaz artık, yandınız :))

    YanıtlaSil
  4. ay sorma evren, durduramadım da kendimi!
    kuzu şimdiden susmuyor evet :))

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...