23 Aralık 2011 Cuma

Dillerini yediğim...

Bizim kız bülbül oldu a dostlar! Kime benzediyse bi geveze oldu bi geveze oldu sormayın! Bir kere duyduğu her şeyi tekrar ediyor. Bugün asansör dedi mesela (asansö olarak) . Onun dışında her bir haltı anlıyor, çoklukla da söylüyor. Yani tek tek yazayım desem geçen günkü yazıda olduğu gibi sayfalarca sürecek. Enteresanları söyleyecek olursam; montu çıkar, şapkayı tak diyor, Zeynel zeyzi iken zennel oldu. Kulak kuak oldu. Hayvanlara inek möö ile eklendi. Horoz üüüüü ile. Goygoy Gökay; Gokku oldu. Aaaba eklendi mis gibi. Balığa bakka diyor fekat genel olarak mama diyor akvaryumda bile görse. Biraz obur bi kızımız var.
Sevgili Deniz ve OİP'in Fil'in Banyosu'na hasta. Telefonu gösterip "fi, fi" diyor. Hello diyen fili taklit ederek "hüllüüooo" diyor.

Gelelim en enteresanına; hani şimdiki zaman eki -yor'dur ya, ingilizce'de -ing , kürtçe'de -kir... fiilin sonuna ekleriz ve zamanlı yüklem yaparız. Azoçka buna kendince bir yol bulmuş. Sanırım bizim cümlelerde "yor"u duymuş, genelde kelimelerden son harfi atma eğiliminde olduğu için son harfi atmış, önüne gelen kelimeye ekleyerek yeni anlamlar kazandırmış.

- Mamayo : mama yiyoruz /yiyelim/yedim (arada boşluklu olursa mamaya hayır demek oluyor: mama? yoooooo)
- Eeeyo : Uyuyalım/ Uyuyoruz / Uyudum
- Nanayoo : Müzik açıyoruz/  Müzik açtık/ En çok da: Müzik açsanıza ulan!
- Gityo: Gidelim / Gidiyoruz
- Anneyoooo : Anne gelmiş, anne gelsin...
- Haydeyooo: Kazım Koyuncu'dan Hayde'yi açın. ahhaha evet valla bu demek. Kazım'ın fotoğrafını görünce de Hayde diyor zaten.


12 kilo, Boy 80 küsur cm. tam bilmiyorum kaç oldu. İştahı eskiye göre azaldı epey. Çok güzel sarılıyor. Öpüyor. Babası şahane öğretmiş; bezini götürüp çöpe atıyor, eve döndüğünde ayakkabısını çıkarıp ayakkabılığa, montunu odasındaki askıya asıyor. müzik aletleriyle arası şahane, davul, melodika, org, zil, mızıka, bağlama haşır neşir olduğu aletler. Dans etmeye bayılıyor. "Nana" diyerek müziği açtırıyor, nanayo diyerek oynuyor. Kendi oynamakla kalmıyor, odada kim varsa tek tek kaldırıp oynatıyor.
Kitaplarıyla da arası iyi. Bizim kütüphanedeki bir raf onun. Oradaki kitaplarını alıyo, okuyo, geri koyuyor yerine. Bizimkilere dokunmuyor. Arada bir el edecek olduğunda "Ama o annenin kızım seninkiler nerede?" deyince kendininkilere yöneliyor hemen.

Azı dişleri geliyor sanırım çok kaşınıyor damakları. Şu ana kadar hiçbir dişte sıkıntı yaşamamıştı. Ama bu sefer pek kastırdı.
Kalabalık mekanlarda genelde pek kopup gitmiyor. Bir iki yürüyor, duruyor ama durduğu, gittiği yerden bizi gözetliyor sürekli. Biz gider gibi yapıyoruz bazen, kontrollü bir şekilde arkadan arkadan geliyor. Dün Koçtaş'ta bizim döndüğümüz köşeyi kaçırıp bir önceki köşeden döndü. Ortada kısa raflar olduğundan biz görebiliyoruz onun olduğu koridoru. O bizi göremiyor. Bir iki adım attı, bizi göremeyince hızlandı ve şahane bir şekilde bağırdı: Babaaaaaaaaaaaaaa . Ahahahha hatırladıkça gülüyorum çok tatlıydı. Tabii ki üzmedik daha fazla hemen ses ettik de rahatladı.

Bu arada artık dikili iki ağacımız var. Biri Aze'nin biri benim:



Benim iş saatlerim yavaş yavaş oturuyor. Aze de çalışıyor olmama alışıyor. Geçirdiğimiz vakit artıyor. Şu an herkes halinden memnun.
16. Ay da böyle geçti işte.

Bu arada bir şey duyurmak isterim: Van'daki çocuklara, kadınlara, erkeklere batının 3-5 katı soğukta üşümemeleri için örgü örüyoruz kampanyası başladı. Patik, şapka, bere, yelek, hırka neyi yapabilirseniz hepsine ihtiyaç var. Detaylı bilgiler ve hatta örgü tarifleri bu adreste: http://vanicinoruyoruz.com/

2 yorum:

Serdar dedi ki...

Van için tek yürek kış geldi kar soğuk Allah korusun .

Adsız dedi ki...

paylasım için teşekürler:)

Yorum Gönder

23 Aralık 2011 Cuma

Dillerini yediğim...

Bizim kız bülbül oldu a dostlar! Kime benzediyse bi geveze oldu bi geveze oldu sormayın! Bir kere duyduğu her şeyi tekrar ediyor. Bugün asansör dedi mesela (asansö olarak) . Onun dışında her bir haltı anlıyor, çoklukla da söylüyor. Yani tek tek yazayım desem geçen günkü yazıda olduğu gibi sayfalarca sürecek. Enteresanları söyleyecek olursam; montu çıkar, şapkayı tak diyor, Zeynel zeyzi iken zennel oldu. Kulak kuak oldu. Hayvanlara inek möö ile eklendi. Horoz üüüüü ile. Goygoy Gökay; Gokku oldu. Aaaba eklendi mis gibi. Balığa bakka diyor fekat genel olarak mama diyor akvaryumda bile görse. Biraz obur bi kızımız var.
Sevgili Deniz ve OİP'in Fil'in Banyosu'na hasta. Telefonu gösterip "fi, fi" diyor. Hello diyen fili taklit ederek "hüllüüooo" diyor.

Gelelim en enteresanına; hani şimdiki zaman eki -yor'dur ya, ingilizce'de -ing , kürtçe'de -kir... fiilin sonuna ekleriz ve zamanlı yüklem yaparız. Azoçka buna kendince bir yol bulmuş. Sanırım bizim cümlelerde "yor"u duymuş, genelde kelimelerden son harfi atma eğiliminde olduğu için son harfi atmış, önüne gelen kelimeye ekleyerek yeni anlamlar kazandırmış.

- Mamayo : mama yiyoruz /yiyelim/yedim (arada boşluklu olursa mamaya hayır demek oluyor: mama? yoooooo)
- Eeeyo : Uyuyalım/ Uyuyoruz / Uyudum
- Nanayoo : Müzik açıyoruz/  Müzik açtık/ En çok da: Müzik açsanıza ulan!
- Gityo: Gidelim / Gidiyoruz
- Anneyoooo : Anne gelmiş, anne gelsin...
- Haydeyooo: Kazım Koyuncu'dan Hayde'yi açın. ahhaha evet valla bu demek. Kazım'ın fotoğrafını görünce de Hayde diyor zaten.


12 kilo, Boy 80 küsur cm. tam bilmiyorum kaç oldu. İştahı eskiye göre azaldı epey. Çok güzel sarılıyor. Öpüyor. Babası şahane öğretmiş; bezini götürüp çöpe atıyor, eve döndüğünde ayakkabısını çıkarıp ayakkabılığa, montunu odasındaki askıya asıyor. müzik aletleriyle arası şahane, davul, melodika, org, zil, mızıka, bağlama haşır neşir olduğu aletler. Dans etmeye bayılıyor. "Nana" diyerek müziği açtırıyor, nanayo diyerek oynuyor. Kendi oynamakla kalmıyor, odada kim varsa tek tek kaldırıp oynatıyor.
Kitaplarıyla da arası iyi. Bizim kütüphanedeki bir raf onun. Oradaki kitaplarını alıyo, okuyo, geri koyuyor yerine. Bizimkilere dokunmuyor. Arada bir el edecek olduğunda "Ama o annenin kızım seninkiler nerede?" deyince kendininkilere yöneliyor hemen.

Azı dişleri geliyor sanırım çok kaşınıyor damakları. Şu ana kadar hiçbir dişte sıkıntı yaşamamıştı. Ama bu sefer pek kastırdı.
Kalabalık mekanlarda genelde pek kopup gitmiyor. Bir iki yürüyor, duruyor ama durduğu, gittiği yerden bizi gözetliyor sürekli. Biz gider gibi yapıyoruz bazen, kontrollü bir şekilde arkadan arkadan geliyor. Dün Koçtaş'ta bizim döndüğümüz köşeyi kaçırıp bir önceki köşeden döndü. Ortada kısa raflar olduğundan biz görebiliyoruz onun olduğu koridoru. O bizi göremiyor. Bir iki adım attı, bizi göremeyince hızlandı ve şahane bir şekilde bağırdı: Babaaaaaaaaaaaaaa . Ahahahha hatırladıkça gülüyorum çok tatlıydı. Tabii ki üzmedik daha fazla hemen ses ettik de rahatladı.

Bu arada artık dikili iki ağacımız var. Biri Aze'nin biri benim:



Benim iş saatlerim yavaş yavaş oturuyor. Aze de çalışıyor olmama alışıyor. Geçirdiğimiz vakit artıyor. Şu an herkes halinden memnun.
16. Ay da böyle geçti işte.

Bu arada bir şey duyurmak isterim: Van'daki çocuklara, kadınlara, erkeklere batının 3-5 katı soğukta üşümemeleri için örgü örüyoruz kampanyası başladı. Patik, şapka, bere, yelek, hırka neyi yapabilirseniz hepsine ihtiyaç var. Detaylı bilgiler ve hatta örgü tarifleri bu adreste: http://vanicinoruyoruz.com/

2 yorum:

  1. Van için tek yürek kış geldi kar soğuk Allah korusun .

    YanıtlaSil
  2. paylasım için teşekürler:)

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...