11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ölüyoruz Anlasana!!!!!!

Her gün ölüyoruz, herrrrr gün ölüyoruz, öldürülüyoruz. 


Seviyorlar öldürüyorlar,
Kızıyorlar öldürüyorlar,
Kıskanıyor öldürüyorlar, 
Suçluyor öldürüyorlar,
İstiyor öldürüyorlar, 
Boşanıyoruz öldürüyorlar,
Başkasını seviyoruz öldürüyorlar,
Babamızın istediği ile evlenmek istemiyoruz öldürüyorlar,
"Cinnet geçirip" öldürüyorlar, 


Her gün ölüyoruz, herrrr gün ölüyoruz. 


Karakollar "Ailesiniz gidin barışın." diyerek ölüme, şiddet gördüğümüz yere geri gönderiyorlar bizi. Mezar taşlarımızın  yarısında ölüm sebebi "Ailenin kutsallığı" yazsa yeri. 


Öldüreceklerini deklare ediyorlar, savcılıktan koruma istiyoruz, "yok" deyip vermiyorlar, polisleri Recep Tayyip'in afişini korumakla meşgul, 


Dava açıyoruz, hakimleri cezaevlerini gazetecilere uygun görüyor, potansiyel katillerimiz, tecavüzcülerimizi sokaklara salıyor. 
Yeter artık!!! Yeter yaşamlarımız bu kadar ucuz değil, yeter öldürmeyin bizi, göz yummayın, ses çıkarmayan, göz yuman herkes katildir, bunca cinayete göz yummayın. 


Ayşe Paşalı kocası tarafından dövüldü, tecavüze uğradı 2 yıl önce. Pişmanım dedi serbest bırakıldı. Tehdit etmeye devam etti. Ayşe savcılığa başvurdu, sonuç alamadı, koruma istedi vermediler. Ve Ayşe kocası tarafından öldürüldü. Geriye 3 çocuğu kaldı. 


Artık kadınları göz göre göre öldüren ve doğru düzgün ceza almadan yırtan katiller olmasın diyoruz, hukuk işletilsin ve en azından katillerimiz cezasını bulsun istiyoruz. 12 Mayıs'ta Ayşe'yi öldüren katilin davası var. 


Biz kadınlar Ayşe Paşalı’nın davasının kararını beklemek üzere İzmir’de Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde, İstanbul Taksim Meydanı’nda, Ankara’da Yüksel Caddesi’nde, Eskişehir'de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Adana’da, Trabzon’da, Antep’te, Samsun’da, meydanlarda, kadın örgütlerinde Çarşamba akşam ve Perşembe sabah 7 24 nöbette olacağız.


Bu akşam 19.00'da Taksim Meydanı'ndayım ben kızımla. Bizi öldürmeyin, katillerimizi serbest bırakmayın demek için. 


"Kadın Cinayetlerine Karşı 7/ 24 Nöbeteyiz…
Kadınlar en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor!
Kadın arkadaşlarımızı en çok boşanma süreçlerinde kaybediyoruz.
Kadınlara rağmen güçlendirilen ‘aileler’ içinde kaybediyoruz…
Kadınlar savcılıklara başvurduğu durumda da göz göre göre öldürülüyor.
Kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığı, maalesef her gün gazetelerden bir kadın arkadaşımızı daha kaybettiğimizi haber aldığımız koşullarda Yasama, Yürütme, Yargı bu katliamı sadece seyrediyor!
Katliam haline gelen kadın cinayetlerini fark etmemek, görmezden gelmek nasıl mümkün olabilir derken içinde kadınlara yönelik şiddet, kadın cinayetleri ile ilgili herhangi bir acil eylem planı, projesi, stratejisi hatta bunlara dair tek satır geçmeyen, kadınların çoğunluğu için baskı, şiddet, sömürü ve kimi zaman ölüm mekanı olan aileyi güçlendirmekten gayrısını öngöremeyen  parti programlarıyla karşı karşıya olduğumuz bir seçim sürecindeyiz.
Kadın Cinayetleri Politik!
Artık herkesin görmesi gerekli ki; Kadın cinayetleri münferit değil, adli vaka hiç değil. Kadınları güçlendirme politikaları yerine en çok kadınları tehdit etmek için kullanılan, üstelik şimdilerde 18 yaşına çekilen bireysel silahlanma politikaları, kadınları güçsüzleştiren aileyi güçlendirme politikaları uygulandığı, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı, var olan yasalar uygulanmadığı, uygulama için gerekli bütçe ayrılmadığı ve kadın - erkek eşitliğini sağlayacak politikalar hayata geçirilmediği için kadın cinayetleri artarak sürüyor. Kadın cinayetleri münferit, kadının yeri evi, kocasının dizinin dibi sayıldığı için, süre giden katliam politik gündemin dışında bırakıldığı için sürüyor. Artık rakamları telaffuz etmeye dahi dilimiz varmıyor, günde 5 kadın, yılda binlerce kadın öldürülürken hemen bir acil durum-eylem haline, teyakkuza geçilmesi gerekirken hala bu katliam münferit, vaka-i adliyeden sayılabiliyor…
Bu zihniyete, bir kadın arkadaşımızı daha kaybetmeye, bu konuda hiçbir adım atılmaksızın kaybedilen bir güne dahi tahammülümüz yok iken bu zihniyetle, korkarız bir kısmımızın hayatta kalamayacağı bir 5 yılı daha düşünemiyoruz…
12 Mayıs’ta yok sayılan 25 milyon kadından, aile içinde kaybettiğimiz arkadaşlarımızdan biri Ayşe Paşalı’nın karar duruşması var. Haksız tahrik, iyi hal indirimleri talep eden ve çoğunlukla alabilen katiller, bu katliamı görmezden gelen, durdurmak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeyen tüm suç ortakları hala aramızda, serbest, sorumsuz, duyarsız…
Kadın Cinayetlerine Karşı Hep Birlikte!
Biz kadınlar Ayşe Paşalı’nın davasının kararını beklemek üzere İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Adana’da, Trabzon’da 7/ 24 nöbetteyiz.
Biz kadınlar kadın cinayetlerine karşı, birlikte, Ayşe Paşalı duruşmasından çıkacak kararı, kadın cinayetlerini görmezden gelen yasama, yürütme, yargı organlarını, siyasal partileri, medya, demokratik örgütler ve tüm toplumun kadın cinayetlerini durdurmak için harekete geçmesini beklemek üzere nöbetteyiz.
Öfke ve isyanla buradayız. Öfkemiz kadınların emeklerine el koyan, bedenlerini kendi denetiminde gören erkeklere... Erkeklerin şiddetini meşru gören ve hayatı erkeklere göre ören erkek egemen sisteme ve kurumlarına… Değil temel haklarını can güvence altına almak devletin, hükümetin can güvenliğini sağlayamadığı 25 milyon kadının bugünü ve yarınları için öfke ve isyanla buradayız. 25 milyon kadını sorumlulukları dışında gören tüm mercilere öfke ve isyanla buradayız. Bu ülkede kadınların varlığı, hakları kadar canının hiçbir kıymeti olmadığını, kadınların devleti, hükümeti, yargısı olmadığını görmenin öfke ve isyanıyla buradayız. Kadın dayanışmasına, kadınların öfke ve isyanına inancımızla buradayız.
Bu öfke ve isyan siz duyarsız, sorumsuz kaldıkça sürecek, siz sorumsuz ve duyarsız kalamayıncaya kadar büyüyecek…
Öfkemiz kadın-erkek eşitliğini bir ölçü birimi, kadın cinayetlerini münferit ya da yok sayanlara… Kadın katliamı yaşanan bir ülkede kılını kıpırdatmayan, her konuda en şiddetli kavgaları ederken kadın-erkek eşitliğini sağlamak, kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri söz konusu olduğunda sessizlik ve inkarda tam bir mutabakat içinde olan tüm partilere, kurumlara…
Öfkemiz ve isyanımız bugün Türkiye’nin ilk imzacılarından olduğu Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesi gibi imzalanan nice uluslararası sözleşmenin kağıt üstünde kalmasına, 25 milyon kadına uluslararası prestij aracından öte bir ehemmiyet verilmemesine…
Öfkemiz ve isyanımız, 1 yılı aşkın bir süredir kadın cinayetlerinin adli ve münferit ve çözümsüz olmadığını, politik irade gösterilebilirse mücadele dilebilir olduğunu ve yapılması gerekenleri defalarca yinelediğimiz halde siyaseten kör, sağır, dilsiz davranan tüm partilere, kurumlara... Bu katliam sürerken tüm ilgili mercilerle acil bir eylem planı hazırlamayan, uygulamayanlara, haksız tahrik indirimi uygulamasını sürdüren, yeterli sayıda sığınak açmayan, var olan yasaları uygulamayan, gerekli yeni yasal düzenlemeleri yapmayanlara… Öfkemiz ve isyanımız kadın erkek-eşitliğini fiili olarak sağlamak için harekete geçmeyen, hatta direnen,  her vesile ile tartışmaya açanlara ya da hiç telaffuz etmeyenlere…
Size söyleyecek sözümüz kalmadı artık, ya 25 milyon kadının hayatı için görevlerinizi yapın ya da hayatımızdan çekin gidin!
İstanbul Feminist Kolektif / 11.5.2011"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Ölüyoruz Anlasana!!!!!!

Her gün ölüyoruz, herrrrr gün ölüyoruz, öldürülüyoruz. 


Seviyorlar öldürüyorlar,
Kızıyorlar öldürüyorlar,
Kıskanıyor öldürüyorlar, 
Suçluyor öldürüyorlar,
İstiyor öldürüyorlar, 
Boşanıyoruz öldürüyorlar,
Başkasını seviyoruz öldürüyorlar,
Babamızın istediği ile evlenmek istemiyoruz öldürüyorlar,
"Cinnet geçirip" öldürüyorlar, 


Her gün ölüyoruz, herrrr gün ölüyoruz. 


Karakollar "Ailesiniz gidin barışın." diyerek ölüme, şiddet gördüğümüz yere geri gönderiyorlar bizi. Mezar taşlarımızın  yarısında ölüm sebebi "Ailenin kutsallığı" yazsa yeri. 


Öldüreceklerini deklare ediyorlar, savcılıktan koruma istiyoruz, "yok" deyip vermiyorlar, polisleri Recep Tayyip'in afişini korumakla meşgul, 


Dava açıyoruz, hakimleri cezaevlerini gazetecilere uygun görüyor, potansiyel katillerimiz, tecavüzcülerimizi sokaklara salıyor. 
Yeter artık!!! Yeter yaşamlarımız bu kadar ucuz değil, yeter öldürmeyin bizi, göz yummayın, ses çıkarmayan, göz yuman herkes katildir, bunca cinayete göz yummayın. 


Ayşe Paşalı kocası tarafından dövüldü, tecavüze uğradı 2 yıl önce. Pişmanım dedi serbest bırakıldı. Tehdit etmeye devam etti. Ayşe savcılığa başvurdu, sonuç alamadı, koruma istedi vermediler. Ve Ayşe kocası tarafından öldürüldü. Geriye 3 çocuğu kaldı. 


Artık kadınları göz göre göre öldüren ve doğru düzgün ceza almadan yırtan katiller olmasın diyoruz, hukuk işletilsin ve en azından katillerimiz cezasını bulsun istiyoruz. 12 Mayıs'ta Ayşe'yi öldüren katilin davası var. 


Biz kadınlar Ayşe Paşalı’nın davasının kararını beklemek üzere İzmir’de Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde, İstanbul Taksim Meydanı’nda, Ankara’da Yüksel Caddesi’nde, Eskişehir'de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Adana’da, Trabzon’da, Antep’te, Samsun’da, meydanlarda, kadın örgütlerinde Çarşamba akşam ve Perşembe sabah 7 24 nöbette olacağız.


Bu akşam 19.00'da Taksim Meydanı'ndayım ben kızımla. Bizi öldürmeyin, katillerimizi serbest bırakmayın demek için. 


"Kadın Cinayetlerine Karşı 7/ 24 Nöbeteyiz…
Kadınlar en yakınındaki erkekler tarafından öldürülüyor!
Kadın arkadaşlarımızı en çok boşanma süreçlerinde kaybediyoruz.
Kadınlara rağmen güçlendirilen ‘aileler’ içinde kaybediyoruz…
Kadınlar savcılıklara başvurduğu durumda da göz göre göre öldürülüyor.
Kadın cinayetlerinin yüzde bin dört yüz arttığı, maalesef her gün gazetelerden bir kadın arkadaşımızı daha kaybettiğimizi haber aldığımız koşullarda Yasama, Yürütme, Yargı bu katliamı sadece seyrediyor!
Katliam haline gelen kadın cinayetlerini fark etmemek, görmezden gelmek nasıl mümkün olabilir derken içinde kadınlara yönelik şiddet, kadın cinayetleri ile ilgili herhangi bir acil eylem planı, projesi, stratejisi hatta bunlara dair tek satır geçmeyen, kadınların çoğunluğu için baskı, şiddet, sömürü ve kimi zaman ölüm mekanı olan aileyi güçlendirmekten gayrısını öngöremeyen  parti programlarıyla karşı karşıya olduğumuz bir seçim sürecindeyiz.
Kadın Cinayetleri Politik!
Artık herkesin görmesi gerekli ki; Kadın cinayetleri münferit değil, adli vaka hiç değil. Kadınları güçlendirme politikaları yerine en çok kadınları tehdit etmek için kullanılan, üstelik şimdilerde 18 yaşına çekilen bireysel silahlanma politikaları, kadınları güçsüzleştiren aileyi güçlendirme politikaları uygulandığı, gerekli yasal düzenlemeler yapılmadığı, var olan yasalar uygulanmadığı, uygulama için gerekli bütçe ayrılmadığı ve kadın - erkek eşitliğini sağlayacak politikalar hayata geçirilmediği için kadın cinayetleri artarak sürüyor. Kadın cinayetleri münferit, kadının yeri evi, kocasının dizinin dibi sayıldığı için, süre giden katliam politik gündemin dışında bırakıldığı için sürüyor. Artık rakamları telaffuz etmeye dahi dilimiz varmıyor, günde 5 kadın, yılda binlerce kadın öldürülürken hemen bir acil durum-eylem haline, teyakkuza geçilmesi gerekirken hala bu katliam münferit, vaka-i adliyeden sayılabiliyor…
Bu zihniyete, bir kadın arkadaşımızı daha kaybetmeye, bu konuda hiçbir adım atılmaksızın kaybedilen bir güne dahi tahammülümüz yok iken bu zihniyetle, korkarız bir kısmımızın hayatta kalamayacağı bir 5 yılı daha düşünemiyoruz…
12 Mayıs’ta yok sayılan 25 milyon kadından, aile içinde kaybettiğimiz arkadaşlarımızdan biri Ayşe Paşalı’nın karar duruşması var. Haksız tahrik, iyi hal indirimleri talep eden ve çoğunlukla alabilen katiller, bu katliamı görmezden gelen, durdurmak için üstüne düşen sorumluluğu yerine getirmeyen tüm suç ortakları hala aramızda, serbest, sorumsuz, duyarsız…
Kadın Cinayetlerine Karşı Hep Birlikte!
Biz kadınlar Ayşe Paşalı’nın davasının kararını beklemek üzere İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, Antalya’da, Van’da, Sinop’ta, Urfa’da, Diyarbakır’da, Adana’da, Trabzon’da 7/ 24 nöbetteyiz.
Biz kadınlar kadın cinayetlerine karşı, birlikte, Ayşe Paşalı duruşmasından çıkacak kararı, kadın cinayetlerini görmezden gelen yasama, yürütme, yargı organlarını, siyasal partileri, medya, demokratik örgütler ve tüm toplumun kadın cinayetlerini durdurmak için harekete geçmesini beklemek üzere nöbetteyiz.
Öfke ve isyanla buradayız. Öfkemiz kadınların emeklerine el koyan, bedenlerini kendi denetiminde gören erkeklere... Erkeklerin şiddetini meşru gören ve hayatı erkeklere göre ören erkek egemen sisteme ve kurumlarına… Değil temel haklarını can güvence altına almak devletin, hükümetin can güvenliğini sağlayamadığı 25 milyon kadının bugünü ve yarınları için öfke ve isyanla buradayız. 25 milyon kadını sorumlulukları dışında gören tüm mercilere öfke ve isyanla buradayız. Bu ülkede kadınların varlığı, hakları kadar canının hiçbir kıymeti olmadığını, kadınların devleti, hükümeti, yargısı olmadığını görmenin öfke ve isyanıyla buradayız. Kadın dayanışmasına, kadınların öfke ve isyanına inancımızla buradayız.
Bu öfke ve isyan siz duyarsız, sorumsuz kaldıkça sürecek, siz sorumsuz ve duyarsız kalamayıncaya kadar büyüyecek…
Öfkemiz kadın-erkek eşitliğini bir ölçü birimi, kadın cinayetlerini münferit ya da yok sayanlara… Kadın katliamı yaşanan bir ülkede kılını kıpırdatmayan, her konuda en şiddetli kavgaları ederken kadın-erkek eşitliğini sağlamak, kadınlara yönelik şiddet ve kadın cinayetleri söz konusu olduğunda sessizlik ve inkarda tam bir mutabakat içinde olan tüm partilere, kurumlara…
Öfkemiz ve isyanımız bugün Türkiye’nin ilk imzacılarından olduğu Avrupa Konseyi Kadına Karşı ve Ev İçi Şiddetle Mücadele ve Bunun Önlenmesi Sözleşmesi gibi imzalanan nice uluslararası sözleşmenin kağıt üstünde kalmasına, 25 milyon kadına uluslararası prestij aracından öte bir ehemmiyet verilmemesine…
Öfkemiz ve isyanımız, 1 yılı aşkın bir süredir kadın cinayetlerinin adli ve münferit ve çözümsüz olmadığını, politik irade gösterilebilirse mücadele dilebilir olduğunu ve yapılması gerekenleri defalarca yinelediğimiz halde siyaseten kör, sağır, dilsiz davranan tüm partilere, kurumlara... Bu katliam sürerken tüm ilgili mercilerle acil bir eylem planı hazırlamayan, uygulamayanlara, haksız tahrik indirimi uygulamasını sürdüren, yeterli sayıda sığınak açmayan, var olan yasaları uygulamayan, gerekli yeni yasal düzenlemeleri yapmayanlara… Öfkemiz ve isyanımız kadın erkek-eşitliğini fiili olarak sağlamak için harekete geçmeyen, hatta direnen,  her vesile ile tartışmaya açanlara ya da hiç telaffuz etmeyenlere…
Size söyleyecek sözümüz kalmadı artık, ya 25 milyon kadının hayatı için görevlerinizi yapın ya da hayatımızdan çekin gidin!
İstanbul Feminist Kolektif / 11.5.2011"



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...