19 Haziran 2011 Pazar

Tatil 3


Aze'ye minik bir bot aldık. İçine su koyunca da minnacık bir havuz olur diye düşündük. Bugün hem suya alışsın istediğimizden hem çocuk havuzunun sürekli kendini yenilediğini farkettiğimizden, Aze'yi havuza sokmama kararımızı bozduk, önce o minik botla koyduk. Çocukların varlığı biraz rahatlattı. Sonra hafif ıslattık, ardından suya soktuk. Yine sımsıkı sarıldı bana. Sonra ayağının yere değdiğini farketti. Elimizden tutup havuzun içinde koşar adım yürümeye başladı. Diğer çocukları kovaladı. Derken iyice oynamaya hatta kendini bırakıp ayaklarını çırpmaya başladı. En son ise elimizi bırakıp kendi durmaya çabaladı artist. Deniz kıvamına gelmiştir diye umuyorum. Yarın denizde aynı denemeyi yapacağız.

Aze bugün sincap, bolca kuş (bu anlamda adını hakediyor. Tastamam Kuştur!)
bolca çocuk gördü, her birinde delirdi. Akşam 21.00'de çocuk diskosunda ise ayrı delirdi. (Akşamın 21.00'inde çocuk etkinliği koymak nasıl bir mantık onu pek anlamadık ama...) Kucağımızdan fırlayıp çocukların arasına dalmak için elinden geleni yaptı. O esnada bir oyunun içinde olan çocuklar aralarına almayınca da çok sinirlendi yavru kuzu. Sonuç olarak bolca dans etti. Yalnız küçük bir sıkıntıyla, bugüne kadar maruz kalmasını önlesek de tatile giden her canlı gibi Serdar Ortaç tatmış oldu bizim fani de. Bolca eğlendi, yoruldu, temiz hava aldı. (Tatil köyü izlenimleri en sonra.)

Bizi soracak olursanız pek eğlendik, dinlendik biz de. Aze'nin yorgunlukları üzerine uzun uykular çekmesi dilediğimizce tatil geçirmemizi sağlıyor. Kitabımızı, gazetemizi okuyor, yüzüyor, fırsat bulup biriktirdiğimiz House'larımızı bile izliyoruz. Benim blog yazdığım anlar Savaş kaldığımız yerin verandasında içkisini içip sessizliğin ve temiz havanın tadını çıkarıyor. Burası öyle büyük bir yer ki amfi tiyatrosunda bangır bangır eğlence varken bizim kaldığımız minik evde ağustos böceklerinin sesi dışında ses yok. İstanbul'a dönüşü düşünmemeye çalışıyoruz. Fakat itiraf edeyim bir yandan da beklediğim iş olsun da yeniden o tempoya döneyim diye dört gözle bekliyorum. Savaş'ın deyişiyle “ruhum arıza” sanırım.
                                                             

İşte böyle sevgili blog ve sevgili blogun sevgili okuru. Böylesi bebekli tatil herkesin başına. Benjamin Button bebek herkesin başına.  

2 yorum:

ÇokBilmiş dedi ki...

Bir önceki yazında da sanki benim kızımı anlatıyorsun gibi gelmişti. Şimdi bu yazıda da düşündüm: Acaba onlar mı çok olgun, yoksa biz mi onlara doğdukları andan itibaren bir yetişkin gibi davranıp saygı gösterdiğimiz için mi böyle davranıyorlar?

Ayrıca bu sene kumla fazla ilgilenmemiş olabilir (benimki de geçen sene sıklıkla şezlongtaydı) ama bakalım önümüzdeki sene kumdan kaldırabilecek misiniz Aze kuşunu? :)

DeryAze dedi ki...

valla hiç bilmiyorum ki çok bilmiş. bana sanki onlar böyle doğmuş gibi geliyor. üstüne bizim tavrımız da artısı olmuştur belki :)

valla kumdan ister kalksın ister kalkmasın totalde mutlu olsun da :))

Yorum Gönder

19 Haziran 2011 Pazar

Tatil 3


Aze'ye minik bir bot aldık. İçine su koyunca da minnacık bir havuz olur diye düşündük. Bugün hem suya alışsın istediğimizden hem çocuk havuzunun sürekli kendini yenilediğini farkettiğimizden, Aze'yi havuza sokmama kararımızı bozduk, önce o minik botla koyduk. Çocukların varlığı biraz rahatlattı. Sonra hafif ıslattık, ardından suya soktuk. Yine sımsıkı sarıldı bana. Sonra ayağının yere değdiğini farketti. Elimizden tutup havuzun içinde koşar adım yürümeye başladı. Diğer çocukları kovaladı. Derken iyice oynamaya hatta kendini bırakıp ayaklarını çırpmaya başladı. En son ise elimizi bırakıp kendi durmaya çabaladı artist. Deniz kıvamına gelmiştir diye umuyorum. Yarın denizde aynı denemeyi yapacağız.

Aze bugün sincap, bolca kuş (bu anlamda adını hakediyor. Tastamam Kuştur!)
bolca çocuk gördü, her birinde delirdi. Akşam 21.00'de çocuk diskosunda ise ayrı delirdi. (Akşamın 21.00'inde çocuk etkinliği koymak nasıl bir mantık onu pek anlamadık ama...) Kucağımızdan fırlayıp çocukların arasına dalmak için elinden geleni yaptı. O esnada bir oyunun içinde olan çocuklar aralarına almayınca da çok sinirlendi yavru kuzu. Sonuç olarak bolca dans etti. Yalnız küçük bir sıkıntıyla, bugüne kadar maruz kalmasını önlesek de tatile giden her canlı gibi Serdar Ortaç tatmış oldu bizim fani de. Bolca eğlendi, yoruldu, temiz hava aldı. (Tatil köyü izlenimleri en sonra.)

Bizi soracak olursanız pek eğlendik, dinlendik biz de. Aze'nin yorgunlukları üzerine uzun uykular çekmesi dilediğimizce tatil geçirmemizi sağlıyor. Kitabımızı, gazetemizi okuyor, yüzüyor, fırsat bulup biriktirdiğimiz House'larımızı bile izliyoruz. Benim blog yazdığım anlar Savaş kaldığımız yerin verandasında içkisini içip sessizliğin ve temiz havanın tadını çıkarıyor. Burası öyle büyük bir yer ki amfi tiyatrosunda bangır bangır eğlence varken bizim kaldığımız minik evde ağustos böceklerinin sesi dışında ses yok. İstanbul'a dönüşü düşünmemeye çalışıyoruz. Fakat itiraf edeyim bir yandan da beklediğim iş olsun da yeniden o tempoya döneyim diye dört gözle bekliyorum. Savaş'ın deyişiyle “ruhum arıza” sanırım.
                                                             

İşte böyle sevgili blog ve sevgili blogun sevgili okuru. Böylesi bebekli tatil herkesin başına. Benjamin Button bebek herkesin başına.  

2 yorum:

  1. Bir önceki yazında da sanki benim kızımı anlatıyorsun gibi gelmişti. Şimdi bu yazıda da düşündüm: Acaba onlar mı çok olgun, yoksa biz mi onlara doğdukları andan itibaren bir yetişkin gibi davranıp saygı gösterdiğimiz için mi böyle davranıyorlar?

    Ayrıca bu sene kumla fazla ilgilenmemiş olabilir (benimki de geçen sene sıklıkla şezlongtaydı) ama bakalım önümüzdeki sene kumdan kaldırabilecek misiniz Aze kuşunu? :)

    YanıtlaSil
  2. valla hiç bilmiyorum ki çok bilmiş. bana sanki onlar böyle doğmuş gibi geliyor. üstüne bizim tavrımız da artısı olmuştur belki :)

    valla kumdan ister kalksın ister kalkmasın totalde mutlu olsun da :))

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...