24 Haziran 2011 Cuma

Tatil'in anne olmayan yanı... (Tatil 5)

Peki, Aze bu kadar şahane ve uyumlu, tatil yeri süper de eski tatillerle arasında hiç mi fark yok? Hiç mi özlenen yanı yok? Hiç olmaz mı sevgili okur hiç olmaz mı...


Bir kere Savaş'la oybirliğiyle kabul ettiğimiz en birinci fark sabah istediğin kadar uyuma özgürlüğü! Bebek olunca el mecbur o kalktığında kalkmak zorundasın. E mutfağın yanında olmadığından biri mamayı yapmak üzere kalınan yerin mutfağına giderken diğeri kendini yataktan aşağı atmaya çalışan bebeği oyalamalı. Dolayısıyla evde yaptığımız gibi bir sıra pek mümkün olmuyor. Sonrasında istediğin saatte uyuyabilirsin evet ama istediğin saatte uyanma lüksün yok işte.

İkincisi günü sen değil bebek belirliyor. Mama saati, alt değiştirme rutini, güneşin etkisi, yatma vakti derken tüm gün bebek yönlendirmesiyle geçiyor. Tatilin en önemli yanından biri olan saatten azade, tüm rutinlerden arınıp istediğince takılma kısmı böylece fos oluyor. Bunu biraz nöbetle, sırayla yapmaya çalıştık ama özünde var işte böyle bir yanı.

Üçüncüsü biraz kaldığımız yerle ilgiliydi. Gündüz uykularını yanımızda yapmasını sağladık, gece için de sağlardık ama gece çok sivrisinek olduğundan odada yatırdık. E haliyle biz de 22.00'den sonrayı odada geçirdik. Şimdi anlatacağım tek örnek zaten yeterince anlatıyor bebekli tatilin getirisini;
Geceleri genelde indirdiğimiz dizileri, filmleri izledik kaldığımız yerin verandasında. Sineklere rağmen Aze Çınar uyanmasın diye. Epey House izledik mesela. Pazartesi gecesi de Behzat Ç.'nin son bölümünü izlerken laptop'ın şarjı biteyazdı. Hop odaya girdik ama sabredemedik dolmasını. Girdik banyoya, taktık fişe, oturduk küvetin kenarına, 20 dakika tuvalette dizi izledik!!


Dördüncüsü ve en önemlilerinden bir tanesi romantizm ve cinsel hayat tabi ki çocuksuzkenki tatiller gibi olamıyor. Ve fakat yaratıcılık gelişiyor bu sayede!


Ama ikisinin de yeri ayrı be arkadaş. O ilk suya girerkenki hali, sımsıkı sarılması, yürümeye çalışması, uyumlu halleri.... Yani deseler ki zamanı iki yıl geri alacağız istemezsen yapma Aze'yi,  yine yaparım yine yaparım (Ama mümkünse bu seferden çıkardığım dersler de olsun aklımdaki bir sürü kişiyi baştan uzaklaştırayım hayattan da daha mutlu geçireyim o süreci.)


Hee ama mümkünse Aze varken onu bir yerlere satıp sevgiliyle başbaşa bir daha tatile de hayır demem tabi.

Bir dahaki yazıya: Bebekli tatilde neleri kesin almalı











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

24 Haziran 2011 Cuma

Tatil'in anne olmayan yanı... (Tatil 5)

Peki, Aze bu kadar şahane ve uyumlu, tatil yeri süper de eski tatillerle arasında hiç mi fark yok? Hiç mi özlenen yanı yok? Hiç olmaz mı sevgili okur hiç olmaz mı...


Bir kere Savaş'la oybirliğiyle kabul ettiğimiz en birinci fark sabah istediğin kadar uyuma özgürlüğü! Bebek olunca el mecbur o kalktığında kalkmak zorundasın. E mutfağın yanında olmadığından biri mamayı yapmak üzere kalınan yerin mutfağına giderken diğeri kendini yataktan aşağı atmaya çalışan bebeği oyalamalı. Dolayısıyla evde yaptığımız gibi bir sıra pek mümkün olmuyor. Sonrasında istediğin saatte uyuyabilirsin evet ama istediğin saatte uyanma lüksün yok işte.

İkincisi günü sen değil bebek belirliyor. Mama saati, alt değiştirme rutini, güneşin etkisi, yatma vakti derken tüm gün bebek yönlendirmesiyle geçiyor. Tatilin en önemli yanından biri olan saatten azade, tüm rutinlerden arınıp istediğince takılma kısmı böylece fos oluyor. Bunu biraz nöbetle, sırayla yapmaya çalıştık ama özünde var işte böyle bir yanı.

Üçüncüsü biraz kaldığımız yerle ilgiliydi. Gündüz uykularını yanımızda yapmasını sağladık, gece için de sağlardık ama gece çok sivrisinek olduğundan odada yatırdık. E haliyle biz de 22.00'den sonrayı odada geçirdik. Şimdi anlatacağım tek örnek zaten yeterince anlatıyor bebekli tatilin getirisini;
Geceleri genelde indirdiğimiz dizileri, filmleri izledik kaldığımız yerin verandasında. Sineklere rağmen Aze Çınar uyanmasın diye. Epey House izledik mesela. Pazartesi gecesi de Behzat Ç.'nin son bölümünü izlerken laptop'ın şarjı biteyazdı. Hop odaya girdik ama sabredemedik dolmasını. Girdik banyoya, taktık fişe, oturduk küvetin kenarına, 20 dakika tuvalette dizi izledik!!


Dördüncüsü ve en önemlilerinden bir tanesi romantizm ve cinsel hayat tabi ki çocuksuzkenki tatiller gibi olamıyor. Ve fakat yaratıcılık gelişiyor bu sayede!


Ama ikisinin de yeri ayrı be arkadaş. O ilk suya girerkenki hali, sımsıkı sarılması, yürümeye çalışması, uyumlu halleri.... Yani deseler ki zamanı iki yıl geri alacağız istemezsen yapma Aze'yi,  yine yaparım yine yaparım (Ama mümkünse bu seferden çıkardığım dersler de olsun aklımdaki bir sürü kişiyi baştan uzaklaştırayım hayattan da daha mutlu geçireyim o süreci.)


Hee ama mümkünse Aze varken onu bir yerlere satıp sevgiliyle başbaşa bir daha tatile de hayır demem tabi.

Bir dahaki yazıya: Bebekli tatilde neleri kesin almalı











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...