4 Ekim 2010 Pazartesi

Anne olunca anlarsın...




Anne insanları, üzerimize aşırı düştüklerinde, istedikleri her şeyi emir eri gibi yapmamızı beklediklerinde, bize tahayyül ettikleri geleceği dikte ettiklerinde, tüm hayatımızı belirlemeye çalıştıklarında biz itiraz edince verilen tepkileridir bu: Anne olunca anlarsın! Neyi anlamamızı bekliyorlar? Hayatlarımıza müdahale etmelerinin hakları olduğunu! Bize aslında istedikleri her şeyi yapmaları gerekirken bizim itiraz ederek öküzlük ettiğimizi. Bunu da ancak anne olunca anlayabileceğimizi söylüyorlar.

Anne oldum anladım, anlatmak istiyorum;

Bir kere anlamak hak vermeyi getirmiyor. Bu söz söylenirken kastedilen aslında “anne olunca bana hak vereceksin.” olduğu için, önce onu söyleyeyim. Benim anladığım onların anlamadığı ise şu: Hadise annelik gibi hayali, kutsal bir müessese değil, emek ve mülkiyetin yaşattıkları. Mülkün olan neye o kadar emek harcarsan, onda da o kadar hak iddia edersin. Tek fark, mülkün olan hiçbir şeyi karnında taşıyamazsın. Karnının içinde aylarca özenerek taşıdığın, hasar gelmesin diye uğraştığın, kimi zaman onun için kendini kısıtlayıp, isteklerini engellediğin bir şey elbette dünyadaki diğer kişilerden daha değerli oluyor. Doğduktan sonra kimseye değil sana o kadar muhtaç olan bir canlıyla kurduğun ilişki (eğer vicdanın varsa) elbette daha başka oluyor. Elbette o ihtiyaçlarını an be an karşılıyorsun.Yine kimi zaman kendinden taviz vererek. Dolayısıyla büyüyüp de senin istediğin dışında bir şey yaptığında ilk söylenen şey “sütüm sana haram olsun.” oluyor. Zira kurulan ilişki karşılıklılık ilişkisi. Ben sana çile çekerek süt verdiysem, seni taşıdıysam, sen de bugün benim istediğim gibi olmak zorundasın! Benim dediğimi yapmak zorundasın.” Yok ya? Böyle çıkarcı bir ilişki daha var mı? Karşılığı için mi doyurdun beni, o yüzden mi baktın? “Anne olunca anlarsın!”

Ve bir de mülk mevzusu işte, o bebeğin üzerinde kimse hak iddia edemez senden başka. O senin. Oh, hele ki Türkiye gibi bir ülkede, kadın olduğun için ikinci sınıf vatandaş sayılmışsın hep, bir tarafın hep ezik olmuş. Tamamen sana ait bir şeyin neredeyse hiç olmamış, ilişkilerinde hep bir korku var olmuş... Şimdi tammmameeen sana ait bir şeyin var. Al, yap, boz, yarat... İstediğin gibi şekillendir. Çünkü o SENİN. Yok ya? Oyuncak mı doğurdun kendine? Böyle bir hakkın yok. Senin çocuğun da olsa, kimse kimsenin değildir kardeşim!! “Anne olunca anlarsın...”

İddia ediyorum, bir kadına desen ki, “Karnındaki bu çocuğu doğur, sonra bize ver, garanti ediyoruz ki bu çocuğu yağla balla besleyeceğiz, dünyanın en iyi okullarında okutacağız, istediğ her şeyi sağlayacağız, dünyanın en mutlu kişisi yapacağız.” Vermez. “Hani en önemli şey onun sağlığı, mutluluydu?” Yok vermez. Çünkü onun olması onu kıymetli yapıyor. Ondan uzak olması onun kıymetini azaltır. Diyelim ki verdi. Onunlayken hissettiği değerde değildir artık. Bu yüzdendir ki annelerle babalar ayrıldığında çocuk kimde kaldıysa diğeri için daha değeri azdır artık. Bu yüzdendir ki bebek doğduğunda çıldıran babalar, boşandıktan sonra haftada bir, ayda bir görmekle yetinirler. Bu yüzdendir ki bir sonraki evliliklerinden olan çocukları daha değerlidir. Geride kalan onun değildir artık çünkü. Ve biz bizim olana veririz en çok değeri.

Bebeğim doğalı iki ay oldu. Şimdi biri gelip dese ki; “hastanede çocuklar karışmış, alın bu sizin, sizdekini bize vereceksiniz...” ölürüm herhalde. Kafayı yerim. Şu an içeride uyuyan minik dostumla öyle bir ilişki kurduk ki, öyle emek harcadım ve her saniyesiyle öyle ilişki kurdum ki, benim kanımdan olup olmaması değil, o emek ve paylaşım onu o kadar değerli kıldı ki, mühim olanın, “kutsal” olanın kan bağı ve “anne”lik olmadığı apaçık ortada benim için.

Anne oldum anladım ama hak vermiyorum size ey anneler; Kendi tercihimle doğurduğum çocuğuma, ne emek harcamış olursam olayım, Ona ne kadar düşkün olursam olayım, o bir birey ve hayatı dilediği gibi yaşar. Ben hayata bir kukla, bir oyuncak getirmedim. Dolayısıyla anne oldum sizi anlıyorum ama hala her bireyin kendi dilediği gibi yaşaması gerekliliğini savunuyorum.

Bunu anlamayan ve yıllar da geçse anlamayacak olanların çocuklarına da “allah kurtarsın.” diyorum ne diyeyim.

5 yorum:

Deniz dedi ki...

benim de yillar boyu duydugum, kadinlarin tartismalarin icinden cikamadiklari zaman sigindiklari bir güvenli bölge olusturmak icin kurduklari bu cümle hakkinda siz de bi güzel kafa yorup güzel bi sekilde de dile getirmissiniz. Su anda 8,5 aylik hamileyim ve bana yillardir bu cümleyi kuranlarin karsisina nanik yaparak gecip "anne oldum ve anladim sizi ama hak vermiyorum" diyecegim günleri iple cekiyorum :)

Deniz dedi ki...

bu yazinizdan bol bol esinlenerek söyle bi blog yazmaya basladim nacizane:
http://anneoluncaanlamadiklarim.blogspot.com/
size haber etmesem olmazdi :) hoscakalin.

DeryAze dedi ki...

:)) Deniz çok sevindim. Sağolun haber verdiğiniz için :)

yasemin dedi ki...

canım bayıldım yazına, bütün anne arkadaşlarıma göndereceğim. Sen yazmaya devam et ne olur.

DeryAze dedi ki...

:)) sağo9lasın Yasemin.

Yorum Gönder

4 Ekim 2010 Pazartesi

Anne olunca anlarsın...




Anne insanları, üzerimize aşırı düştüklerinde, istedikleri her şeyi emir eri gibi yapmamızı beklediklerinde, bize tahayyül ettikleri geleceği dikte ettiklerinde, tüm hayatımızı belirlemeye çalıştıklarında biz itiraz edince verilen tepkileridir bu: Anne olunca anlarsın! Neyi anlamamızı bekliyorlar? Hayatlarımıza müdahale etmelerinin hakları olduğunu! Bize aslında istedikleri her şeyi yapmaları gerekirken bizim itiraz ederek öküzlük ettiğimizi. Bunu da ancak anne olunca anlayabileceğimizi söylüyorlar.

Anne oldum anladım, anlatmak istiyorum;

Bir kere anlamak hak vermeyi getirmiyor. Bu söz söylenirken kastedilen aslında “anne olunca bana hak vereceksin.” olduğu için, önce onu söyleyeyim. Benim anladığım onların anlamadığı ise şu: Hadise annelik gibi hayali, kutsal bir müessese değil, emek ve mülkiyetin yaşattıkları. Mülkün olan neye o kadar emek harcarsan, onda da o kadar hak iddia edersin. Tek fark, mülkün olan hiçbir şeyi karnında taşıyamazsın. Karnının içinde aylarca özenerek taşıdığın, hasar gelmesin diye uğraştığın, kimi zaman onun için kendini kısıtlayıp, isteklerini engellediğin bir şey elbette dünyadaki diğer kişilerden daha değerli oluyor. Doğduktan sonra kimseye değil sana o kadar muhtaç olan bir canlıyla kurduğun ilişki (eğer vicdanın varsa) elbette daha başka oluyor. Elbette o ihtiyaçlarını an be an karşılıyorsun.Yine kimi zaman kendinden taviz vererek. Dolayısıyla büyüyüp de senin istediğin dışında bir şey yaptığında ilk söylenen şey “sütüm sana haram olsun.” oluyor. Zira kurulan ilişki karşılıklılık ilişkisi. Ben sana çile çekerek süt verdiysem, seni taşıdıysam, sen de bugün benim istediğim gibi olmak zorundasın! Benim dediğimi yapmak zorundasın.” Yok ya? Böyle çıkarcı bir ilişki daha var mı? Karşılığı için mi doyurdun beni, o yüzden mi baktın? “Anne olunca anlarsın!”

Ve bir de mülk mevzusu işte, o bebeğin üzerinde kimse hak iddia edemez senden başka. O senin. Oh, hele ki Türkiye gibi bir ülkede, kadın olduğun için ikinci sınıf vatandaş sayılmışsın hep, bir tarafın hep ezik olmuş. Tamamen sana ait bir şeyin neredeyse hiç olmamış, ilişkilerinde hep bir korku var olmuş... Şimdi tammmameeen sana ait bir şeyin var. Al, yap, boz, yarat... İstediğin gibi şekillendir. Çünkü o SENİN. Yok ya? Oyuncak mı doğurdun kendine? Böyle bir hakkın yok. Senin çocuğun da olsa, kimse kimsenin değildir kardeşim!! “Anne olunca anlarsın...”

İddia ediyorum, bir kadına desen ki, “Karnındaki bu çocuğu doğur, sonra bize ver, garanti ediyoruz ki bu çocuğu yağla balla besleyeceğiz, dünyanın en iyi okullarında okutacağız, istediğ her şeyi sağlayacağız, dünyanın en mutlu kişisi yapacağız.” Vermez. “Hani en önemli şey onun sağlığı, mutluluydu?” Yok vermez. Çünkü onun olması onu kıymetli yapıyor. Ondan uzak olması onun kıymetini azaltır. Diyelim ki verdi. Onunlayken hissettiği değerde değildir artık. Bu yüzdendir ki annelerle babalar ayrıldığında çocuk kimde kaldıysa diğeri için daha değeri azdır artık. Bu yüzdendir ki bebek doğduğunda çıldıran babalar, boşandıktan sonra haftada bir, ayda bir görmekle yetinirler. Bu yüzdendir ki bir sonraki evliliklerinden olan çocukları daha değerlidir. Geride kalan onun değildir artık çünkü. Ve biz bizim olana veririz en çok değeri.

Bebeğim doğalı iki ay oldu. Şimdi biri gelip dese ki; “hastanede çocuklar karışmış, alın bu sizin, sizdekini bize vereceksiniz...” ölürüm herhalde. Kafayı yerim. Şu an içeride uyuyan minik dostumla öyle bir ilişki kurduk ki, öyle emek harcadım ve her saniyesiyle öyle ilişki kurdum ki, benim kanımdan olup olmaması değil, o emek ve paylaşım onu o kadar değerli kıldı ki, mühim olanın, “kutsal” olanın kan bağı ve “anne”lik olmadığı apaçık ortada benim için.

Anne oldum anladım ama hak vermiyorum size ey anneler; Kendi tercihimle doğurduğum çocuğuma, ne emek harcamış olursam olayım, Ona ne kadar düşkün olursam olayım, o bir birey ve hayatı dilediği gibi yaşar. Ben hayata bir kukla, bir oyuncak getirmedim. Dolayısıyla anne oldum sizi anlıyorum ama hala her bireyin kendi dilediği gibi yaşaması gerekliliğini savunuyorum.

Bunu anlamayan ve yıllar da geçse anlamayacak olanların çocuklarına da “allah kurtarsın.” diyorum ne diyeyim.

5 yorum:

  1. benim de yillar boyu duydugum, kadinlarin tartismalarin icinden cikamadiklari zaman sigindiklari bir güvenli bölge olusturmak icin kurduklari bu cümle hakkinda siz de bi güzel kafa yorup güzel bi sekilde de dile getirmissiniz. Su anda 8,5 aylik hamileyim ve bana yillardir bu cümleyi kuranlarin karsisina nanik yaparak gecip "anne oldum ve anladim sizi ama hak vermiyorum" diyecegim günleri iple cekiyorum :)

    YanıtlaSil
  2. bu yazinizdan bol bol esinlenerek söyle bi blog yazmaya basladim nacizane:
    http://anneoluncaanlamadiklarim.blogspot.com/
    size haber etmesem olmazdi :) hoscakalin.

    YanıtlaSil
  3. :)) Deniz çok sevindim. Sağolun haber verdiğiniz için :)

    YanıtlaSil
  4. canım bayıldım yazına, bütün anne arkadaşlarıma göndereceğim. Sen yazmaya devam et ne olur.

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...