12 Ekim 2010 Salı

Ve Hayat Akıyor

Aze Çınar ilk kez bir düğüne gitti. Kırmızı elbisesiyle ilk kez uniseks olmayan bir elbise giymiş oldu. Saçları hariç, kız çocuğu kıvamına geldi ufaktan. Gerçi ne kadar düğüne gitti denebilir emin değilim. Yolda uyudu, vardık uyudu, bir ara uyanıp davula eşlik edercesine ellerini kaldırdı üç beş kez yukarı, sonra gene uyudu, babanneye giderken uyudu. 


Ve biz de bol bol süt sağıp, çıkmadan önce emzirip, yani gıda deposu hazırlayıp, kızımızı babanneye satıp 11 aydır ilk kez alkol almaya kaçtık. Kucağımda uyutup çıktığım ve sonrasında 23.00'e kadar her aradığımda hala uyuyor olduğu için, sonra uyanıp yemeğini yiyip tekrar uyuduğu için içimiz rahat bol bol eğlendik. Sonunda rakıyla hemhal olduk! Ayların verdiği özlemle hemencecik sarhoş oluruz herhalde diyorduk ama 4er kadeh rakı içmemize rağmen ne Savaş'ta ne bende tık yoktu. Savaş ne alaka diyecek olanlara; Savaş da benle birlikte rakı içmedi onca süre. 
20sini tanıyıp çok sevdiğimiz 25 kişilik bir grupla, bol oyunlu, bol halaylı, danslı, kahkahalı bir gece geçirdik. Bu kadar ayrılık anca böyle bir eğlenceyle kapanırdı öyle oldu. En ufak bir pürüz, can sıkıntısı yaşamadan eğlendik. Ara ara Aze Çınar'ın fotoğraflarına, videolarına baksak da "Mutlu bebek, mutlu anne babanın bebeğidir." diye birbirimize gaz verip devam ettik eğlenceye. 


Aze Çınar ertesi gün Ali dedesiyle tanıştı. Cuma günü de Kemal dedesiyle tanışacak. 
Kızçemizin genel keyfine gelince, boyumuz, kilomuz, sağlığımız fena değil. Huysuzluğu, huzursuzluğu ortalama bir bebek kadar. Bizi cinnet noktasına pek getirmedi sağolsun. Huzursuzlandığında, pc'den dinlemece ise Je veux ve Şino nino, eğer ben söylüyorsam  Menim nazlı yarim ve Gidenlerin Ardından ile sakinleşiyor. Bilumum Beşiktaş marşı, ağıt, Çav Bella ya da Avusturya İşçi Marşı gibi devrimci marş da yancı sakinleştiricilerimiz. Müzik seviyor kızımız. 


Ufak ufak eski kıyafetlerine sığmamaya başladı. Kucağımıza da... Son zamanlardaki en büyük eğlencem kahkaha atmaya çalışmasını izlemek. Ben ona bakıp güldüğümde önce gülümsüyor. "Kıha" gibi bir ses çıkarıp kahkaha atmaya çalışıyor. Olmayınca şöyle bir ciddileşiyor. Başlarda oyunu bitirdi sanıyordum ama meğer odaklanıyormuş zibidi kahkaha atmak için. Yine kıha gibi sesler çıkarıyor. Buna çabalarken tükürüğünü yutup öksürmeye başlıyor ve bu öksürüğü kahkaha sanıp, başardım diye gülmeye başlıyor :)) Elleri kolları iyice bilinçle kullanmaya başladı. Kucağımızdayken boynumuza, yüzümüze sürüyor ellerini. Altta kalan koluyla kolumuzu okşuyor. Bacağını omzuma atmaya falan çalışıyor. Kendisiyle birlikte ailedeki koala sayımız ikiye çıktı :)


Upuzun bir yazı yazıp, fotoğraf ekleyip göndere bastım ve yaptığım her şey kayboldu. Çok canım sıkıldı. Hatırlayabildiklerimi yeniden yazdım. Artık canımız sağolsun, napalım. 


Aze Hanım uyandı ve mızırdanıyor. Kendisinin yemek vakti. Bir dahaki yazıya kadar şimdilik bu kadar. 

2 yorum:

Duygu dedi ki...

Ne kadar güzel bir gece geçirmişsiniz gülen gözlerinizden belli.Allah bozmasın.Aze Çınar'da tam küçük hanım olmuş elbisesiyle.Pek tatlı.

Sevgiler...

Selin dedi ki...

kocaman olmus lafı da pek bi anlamsız gelir bana ama walla kocaman olmus:)kırmızı elbisesi ile ne guzel de poz vermis.
hey gidi hey!! dunyaya gelen buyur der babaannem..

Yorum Gönder

12 Ekim 2010 Salı

Ve Hayat Akıyor

Aze Çınar ilk kez bir düğüne gitti. Kırmızı elbisesiyle ilk kez uniseks olmayan bir elbise giymiş oldu. Saçları hariç, kız çocuğu kıvamına geldi ufaktan. Gerçi ne kadar düğüne gitti denebilir emin değilim. Yolda uyudu, vardık uyudu, bir ara uyanıp davula eşlik edercesine ellerini kaldırdı üç beş kez yukarı, sonra gene uyudu, babanneye giderken uyudu. 


Ve biz de bol bol süt sağıp, çıkmadan önce emzirip, yani gıda deposu hazırlayıp, kızımızı babanneye satıp 11 aydır ilk kez alkol almaya kaçtık. Kucağımda uyutup çıktığım ve sonrasında 23.00'e kadar her aradığımda hala uyuyor olduğu için, sonra uyanıp yemeğini yiyip tekrar uyuduğu için içimiz rahat bol bol eğlendik. Sonunda rakıyla hemhal olduk! Ayların verdiği özlemle hemencecik sarhoş oluruz herhalde diyorduk ama 4er kadeh rakı içmemize rağmen ne Savaş'ta ne bende tık yoktu. Savaş ne alaka diyecek olanlara; Savaş da benle birlikte rakı içmedi onca süre. 
20sini tanıyıp çok sevdiğimiz 25 kişilik bir grupla, bol oyunlu, bol halaylı, danslı, kahkahalı bir gece geçirdik. Bu kadar ayrılık anca böyle bir eğlenceyle kapanırdı öyle oldu. En ufak bir pürüz, can sıkıntısı yaşamadan eğlendik. Ara ara Aze Çınar'ın fotoğraflarına, videolarına baksak da "Mutlu bebek, mutlu anne babanın bebeğidir." diye birbirimize gaz verip devam ettik eğlenceye. 


Aze Çınar ertesi gün Ali dedesiyle tanıştı. Cuma günü de Kemal dedesiyle tanışacak. 
Kızçemizin genel keyfine gelince, boyumuz, kilomuz, sağlığımız fena değil. Huysuzluğu, huzursuzluğu ortalama bir bebek kadar. Bizi cinnet noktasına pek getirmedi sağolsun. Huzursuzlandığında, pc'den dinlemece ise Je veux ve Şino nino, eğer ben söylüyorsam  Menim nazlı yarim ve Gidenlerin Ardından ile sakinleşiyor. Bilumum Beşiktaş marşı, ağıt, Çav Bella ya da Avusturya İşçi Marşı gibi devrimci marş da yancı sakinleştiricilerimiz. Müzik seviyor kızımız. 


Ufak ufak eski kıyafetlerine sığmamaya başladı. Kucağımıza da... Son zamanlardaki en büyük eğlencem kahkaha atmaya çalışmasını izlemek. Ben ona bakıp güldüğümde önce gülümsüyor. "Kıha" gibi bir ses çıkarıp kahkaha atmaya çalışıyor. Olmayınca şöyle bir ciddileşiyor. Başlarda oyunu bitirdi sanıyordum ama meğer odaklanıyormuş zibidi kahkaha atmak için. Yine kıha gibi sesler çıkarıyor. Buna çabalarken tükürüğünü yutup öksürmeye başlıyor ve bu öksürüğü kahkaha sanıp, başardım diye gülmeye başlıyor :)) Elleri kolları iyice bilinçle kullanmaya başladı. Kucağımızdayken boynumuza, yüzümüze sürüyor ellerini. Altta kalan koluyla kolumuzu okşuyor. Bacağını omzuma atmaya falan çalışıyor. Kendisiyle birlikte ailedeki koala sayımız ikiye çıktı :)


Upuzun bir yazı yazıp, fotoğraf ekleyip göndere bastım ve yaptığım her şey kayboldu. Çok canım sıkıldı. Hatırlayabildiklerimi yeniden yazdım. Artık canımız sağolsun, napalım. 


Aze Hanım uyandı ve mızırdanıyor. Kendisinin yemek vakti. Bir dahaki yazıya kadar şimdilik bu kadar. 

2 yorum:

  1. Ne kadar güzel bir gece geçirmişsiniz gülen gözlerinizden belli.Allah bozmasın.Aze Çınar'da tam küçük hanım olmuş elbisesiyle.Pek tatlı.

    Sevgiler...

    YanıtlaSil
  2. kocaman olmus lafı da pek bi anlamsız gelir bana ama walla kocaman olmus:)kırmızı elbisesi ile ne guzel de poz vermis.
    hey gidi hey!! dunyaya gelen buyur der babaannem..

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...