30 Mart 2011 Çarşamba

Aze Çınar 8 Aylık

Evet 8 aylık oldu. Yani 4 gün sonra 8 aylık. Şöyle bir durup bakıyorum bazen... Sonra Savaş'a diyorum ki "Olm doğmuş da kocaman insan olmuş la bu?" sonra da diyorum ki "Bunu ben yaptım.", "Hoop benim de katkılarım inkar edilemez." diyor. "Minicik olm senin katkın, malzemeyi alıp ben yaptım gerisini."... Daha önce yazmıştım bu linkte , bu acayip mucizeye alışmak çok korktuğum bir şey. Daha geçenlerde tek kolumda saatlerce taşıdığım, kafasını çeviremeyen, parmak dışında bir şey tutamayan bu şeyin, şimdilerde yanaktan makas alması, fotoğraf makinalarına poz vermesi, eliyle armut yemesi, sarılması, ayaklarının üzerinde durması, oturması, kendince şarkı söylemesi, bizi çağırması normal gelmemeli bana. Alışmamalıyım. 


Hele bu uyumlu sıpanın bir eyleme gelip, gıkını çıkarmaması, slogan sesleri arasında uyuması, sıcakkanlılığıyla kucaktan kucağa gitmesi, güler yüzlülüğü, içki içtiğimiz, uykusuz olduğumuz, arkadaşta kaldığımız gecelerde normalden fazla uyuması normal gelmemeli bana. Onun farklı ve şahane bir insan olduğunu hiç aklımdan çıkarmamalıyım. 


Eylem arkadaşları; Leyla, Deniz, Aze
Şimdilerde en çok yaptığı şey ıslık çalmak! pfşşşş, fışşşşhh sesleri çıkarıp çıkarıp gülüyor. Ellerini uzatıp kucağımıza gelmek istiyor. Yerde halısında otururken birden kendini arkaya atıveriyor o nasıl bir güvense... Otururken yana doğru düşeyazsa eliyle destek alıp düşmekten kurtarabiliyor kendini artık. Yoğurt delisi oldu, sebzelerden pek hazzetmiyor. Yoğurduna karıştırırsak belki yiyor. Peynir, pekmez, yumurta yiyor. Elma, armut, muz seviyor. Şarkılara tempo tutuyor. Elleri ile, ayakları ile, kafası ile... Uyku vakti gelip de yatağına koyduğumda bir sürü maymunluk yapıyor. Ayakları dikiyor havaya, ne battaniye kalıyor ne ayağında çorap. 2 dakika sonra ise teslim oluyor uykuya. 




Yatarken, yarı yatar halde sütünü içerken elini uzatıyor, bu "yaklaş seveceğim" demek. Yaklaştığımızda saçımızı okşuyor, yanağımızı seviyor, bu esnada gözümüzün içine içine bakıyor. Törensel bir an. 


Blogcu anne "Bebekler fırın ekmeği gibi. Sabahları çıtır çıtır, tadına doyulmaz oluyorlar, akşamları ise artık bayatlıyorlar, sabahki gibi olmuyorlar" yazmıştı. Aynen öyle oluyor. Akşam 17.00-18.00 arası artık bitmiş olduğumdan uyku anını bekliyorum dört gözle. Ama uyuyupta şu saatler geldiğinde, 21.00 - 22.00 olduğunda, gece yemeği vakti gelse de sarılsam diyorum. Öyle özlüyorum ki anlatamam. 


İki gün önce kan sayımı yapılsın diye kan aldılar kuzudan. Ne zormuş! Ne uzunmuş! Öyle ağladı ki bizim ağlamayı pek bilmeyen kuzu... İçimiz parçalandı, elim ayağıma dolandı. "Sen çık" diyen hemşire ile Savaş'a kafa atmamayı becererek "Çıkmayacağım." dedim ama öldüm o iki dakika boyunca. Sonrasında da hemşirenin eldivenden yaptığı balon elinde, koruyu bant elinin üstünde içini çeke çeke uyudu arabasında çınar dalım.  


Benim danam 8. ay itibariyle 70 cm. 9.5 kilo olmuş. Sağ salim 8. yaşlar, 88. yaşlar da görmesi dileğiyle.

2 yorum:

Deli Anne dedi ki...

Hayırlı olsun 8.ay.. ve nicelerine inşaallah sağlıkla. Şimdi hepten şeker olmuştur, tam uyanıklık ayları artık..

Kan alma olayı için de geçmiş olsun. İnşaallah ciddi birşey yoktur.

bebeklerin hızlı da akmıyor ya kanı, çok uzun süreüyor.. ben de fena oluyorum ve demişsin ya Savaş'a kafa atmamak diye ahah çok güldüm.. Neen bilmem hemen kocaya gıcık oluyor insan ahauha

DeryAze dedi ki...

eheh sağolasın. şeker artı afacan oldu. başetmek zorlaştı.
kan alma rutin demir vs ölçmek için.
yeaaa ben zaten ölüp bitiyorum neymiş "dışarı çık" mış daaatırım hulaa :)

Yorum Gönder

30 Mart 2011 Çarşamba

Aze Çınar 8 Aylık

Evet 8 aylık oldu. Yani 4 gün sonra 8 aylık. Şöyle bir durup bakıyorum bazen... Sonra Savaş'a diyorum ki "Olm doğmuş da kocaman insan olmuş la bu?" sonra da diyorum ki "Bunu ben yaptım.", "Hoop benim de katkılarım inkar edilemez." diyor. "Minicik olm senin katkın, malzemeyi alıp ben yaptım gerisini."... Daha önce yazmıştım bu linkte , bu acayip mucizeye alışmak çok korktuğum bir şey. Daha geçenlerde tek kolumda saatlerce taşıdığım, kafasını çeviremeyen, parmak dışında bir şey tutamayan bu şeyin, şimdilerde yanaktan makas alması, fotoğraf makinalarına poz vermesi, eliyle armut yemesi, sarılması, ayaklarının üzerinde durması, oturması, kendince şarkı söylemesi, bizi çağırması normal gelmemeli bana. Alışmamalıyım. 


Hele bu uyumlu sıpanın bir eyleme gelip, gıkını çıkarmaması, slogan sesleri arasında uyuması, sıcakkanlılığıyla kucaktan kucağa gitmesi, güler yüzlülüğü, içki içtiğimiz, uykusuz olduğumuz, arkadaşta kaldığımız gecelerde normalden fazla uyuması normal gelmemeli bana. Onun farklı ve şahane bir insan olduğunu hiç aklımdan çıkarmamalıyım. 


Eylem arkadaşları; Leyla, Deniz, Aze
Şimdilerde en çok yaptığı şey ıslık çalmak! pfşşşş, fışşşşhh sesleri çıkarıp çıkarıp gülüyor. Ellerini uzatıp kucağımıza gelmek istiyor. Yerde halısında otururken birden kendini arkaya atıveriyor o nasıl bir güvense... Otururken yana doğru düşeyazsa eliyle destek alıp düşmekten kurtarabiliyor kendini artık. Yoğurt delisi oldu, sebzelerden pek hazzetmiyor. Yoğurduna karıştırırsak belki yiyor. Peynir, pekmez, yumurta yiyor. Elma, armut, muz seviyor. Şarkılara tempo tutuyor. Elleri ile, ayakları ile, kafası ile... Uyku vakti gelip de yatağına koyduğumda bir sürü maymunluk yapıyor. Ayakları dikiyor havaya, ne battaniye kalıyor ne ayağında çorap. 2 dakika sonra ise teslim oluyor uykuya. 




Yatarken, yarı yatar halde sütünü içerken elini uzatıyor, bu "yaklaş seveceğim" demek. Yaklaştığımızda saçımızı okşuyor, yanağımızı seviyor, bu esnada gözümüzün içine içine bakıyor. Törensel bir an. 


Blogcu anne "Bebekler fırın ekmeği gibi. Sabahları çıtır çıtır, tadına doyulmaz oluyorlar, akşamları ise artık bayatlıyorlar, sabahki gibi olmuyorlar" yazmıştı. Aynen öyle oluyor. Akşam 17.00-18.00 arası artık bitmiş olduğumdan uyku anını bekliyorum dört gözle. Ama uyuyupta şu saatler geldiğinde, 21.00 - 22.00 olduğunda, gece yemeği vakti gelse de sarılsam diyorum. Öyle özlüyorum ki anlatamam. 


İki gün önce kan sayımı yapılsın diye kan aldılar kuzudan. Ne zormuş! Ne uzunmuş! Öyle ağladı ki bizim ağlamayı pek bilmeyen kuzu... İçimiz parçalandı, elim ayağıma dolandı. "Sen çık" diyen hemşire ile Savaş'a kafa atmamayı becererek "Çıkmayacağım." dedim ama öldüm o iki dakika boyunca. Sonrasında da hemşirenin eldivenden yaptığı balon elinde, koruyu bant elinin üstünde içini çeke çeke uyudu arabasında çınar dalım.  


Benim danam 8. ay itibariyle 70 cm. 9.5 kilo olmuş. Sağ salim 8. yaşlar, 88. yaşlar da görmesi dileğiyle.

2 yorum:

  1. Hayırlı olsun 8.ay.. ve nicelerine inşaallah sağlıkla. Şimdi hepten şeker olmuştur, tam uyanıklık ayları artık..

    Kan alma olayı için de geçmiş olsun. İnşaallah ciddi birşey yoktur.

    bebeklerin hızlı da akmıyor ya kanı, çok uzun süreüyor.. ben de fena oluyorum ve demişsin ya Savaş'a kafa atmamak diye ahah çok güldüm.. Neen bilmem hemen kocaya gıcık oluyor insan ahauha

    YanıtlaSil
  2. eheh sağolasın. şeker artı afacan oldu. başetmek zorlaştı.
    kan alma rutin demir vs ölçmek için.
    yeaaa ben zaten ölüp bitiyorum neymiş "dışarı çık" mış daaatırım hulaa :)

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...