19 Ağustos 2011 Cuma

Gel keyfim Gel...

Aze Çınar bugün babasıyla babannesine gitti. Ben hastalık artı tadilat artı kaç zamanın yorgunluğu ve gerilimi üzerine biraz yalnız kalabileyim ve dinleneyim diye. Bu sabah akşam Aze'nin gideceğinin bilgisi bile acayip huzurlu ve mutlu etmişti beni. Savaş tadilat için yeni eve gitmişti sabah ve akşama kadar hiç gerilmeden Azoçka ile oynaya, geze, uyuya kalka akşam ettik. Evet bir süre Aze'siz kalmak mutlu ediyor beni, hiç vicdan azabı da çekmiyorum. Bunu detaylı olarak yazacağım bir sonraki yazıda.


Şimdiden bebeksiz olarak arkadaşlarımla görüşüp, sonra bir cafeye gidip kahvemi içip kitap okuyup, tek başıma yemek yiyip üstüne ayak masajı bile yaptırdım! Eve dönerken bebek arabasını sürmüyor olmak enteresan geldi. Metro turnikesine yaklaştığımda bebek arabasının geçirdiğim yöne doğru yanaştım bilinçsiz. Sonra çat diye normal yerden geçip, çut diye yürüyen merdivenleri teker teker indim. Araba ile sabit duruyor gibi değil yani... 


Daha çok yazı yazacağım bu iki günde. Önümüzdeki günler için biriktireceğim bile. İstediğim saatte yatıp (bunu zaten yapıyordum da) istediğim saatte kalkacağım. Son günlerde tam gaz yaptığım şekilde hızla kitap bitireceğim. Ahmet Şık'a mektup yazıp yarın göndereceğim. (170 gün oldu Ahmet ortada bir iddianame olmadan tutsak ediliyor.  Silivri 2 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu B-9 Üst Koğuş, Silivri-İstanbul adresinden mektup gönderebilirsiniz dayanışma için.) Akşama bekar günlerimizdeki gibi sevgilimle buluşup Kadıköy'de içki içmeye gideceğim. 


Aze'yi özlemiyor muyum peki? Özlemez olur muyum hiç? Tüm bunları yaparken saat başı arayıp duruyorum, bebek sesi duyduğumda gözüm hemen Aze'yi arıyor. Bunlar başka. Ama bir eklentisi olmadan yaşayan Derya'yı da özlüyorum ve Anne Derya'nın mutlu olup Aze'yi de mutlu etmesi için böyle aralara ihtiyacı var. 


Dediğim gibi daha çoook yazacağım. Koccaaamaan 2 günüm var, erken kalkmak, mama yapmak, uyutmak, uyandırmak, alt değiştirmek, elden tutup yürütmek, ağlama sebebi tahmin etmek zorunda olmadan geçireceğim. 


(Aze büyüyüp bunları okuduğunda kızmacaksın ha tam tersi "vay be neler çekmiş ona rağmen ne güzel bakmış bana" diyeceksin ona göre!)

1 yorum:

SULİDİN dedi ki...

Deryacim,
Ayni durumu bende fazlasiyla karsi karsiyayim..defneyi alip yazinbasinda anneanneye geldim,ara ara teneffus yapip istanbul a kactim,hatta ve hatta 1 haftalik tatil bile yaptik koca kisisiyle...ama gel gor ki kafadan bagimli yorumlar da almadim degil.misal; aaaa nasi birakiyosuuuuuun? Cevap:gayet rahaaat...ben sunu gercekten anlayamiyorum,kafaca sagliksiz bir anne nasil olur da saglikli bir birey yetistirebilir...eger ki imkanlar varsa neden kullanilmasin...inan ki defneden ayri kaldigim 2 gunun sonunda kizima kavusunca cok ama cok daha eglenceli ve coskulu oluyoruz ve bu defnenin herseyine yansiyor...bu cok basit bir denklemdir zaten...saglam kafa saglam vucut saglam bireyler:) bu konuda yaz yaz bende cook doluyuuum

Yorum Gönder

19 Ağustos 2011 Cuma

Gel keyfim Gel...

Aze Çınar bugün babasıyla babannesine gitti. Ben hastalık artı tadilat artı kaç zamanın yorgunluğu ve gerilimi üzerine biraz yalnız kalabileyim ve dinleneyim diye. Bu sabah akşam Aze'nin gideceğinin bilgisi bile acayip huzurlu ve mutlu etmişti beni. Savaş tadilat için yeni eve gitmişti sabah ve akşama kadar hiç gerilmeden Azoçka ile oynaya, geze, uyuya kalka akşam ettik. Evet bir süre Aze'siz kalmak mutlu ediyor beni, hiç vicdan azabı da çekmiyorum. Bunu detaylı olarak yazacağım bir sonraki yazıda.


Şimdiden bebeksiz olarak arkadaşlarımla görüşüp, sonra bir cafeye gidip kahvemi içip kitap okuyup, tek başıma yemek yiyip üstüne ayak masajı bile yaptırdım! Eve dönerken bebek arabasını sürmüyor olmak enteresan geldi. Metro turnikesine yaklaştığımda bebek arabasının geçirdiğim yöne doğru yanaştım bilinçsiz. Sonra çat diye normal yerden geçip, çut diye yürüyen merdivenleri teker teker indim. Araba ile sabit duruyor gibi değil yani... 


Daha çok yazı yazacağım bu iki günde. Önümüzdeki günler için biriktireceğim bile. İstediğim saatte yatıp (bunu zaten yapıyordum da) istediğim saatte kalkacağım. Son günlerde tam gaz yaptığım şekilde hızla kitap bitireceğim. Ahmet Şık'a mektup yazıp yarın göndereceğim. (170 gün oldu Ahmet ortada bir iddianame olmadan tutsak ediliyor.  Silivri 2 No'lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu B-9 Üst Koğuş, Silivri-İstanbul adresinden mektup gönderebilirsiniz dayanışma için.) Akşama bekar günlerimizdeki gibi sevgilimle buluşup Kadıköy'de içki içmeye gideceğim. 


Aze'yi özlemiyor muyum peki? Özlemez olur muyum hiç? Tüm bunları yaparken saat başı arayıp duruyorum, bebek sesi duyduğumda gözüm hemen Aze'yi arıyor. Bunlar başka. Ama bir eklentisi olmadan yaşayan Derya'yı da özlüyorum ve Anne Derya'nın mutlu olup Aze'yi de mutlu etmesi için böyle aralara ihtiyacı var. 


Dediğim gibi daha çoook yazacağım. Koccaaamaan 2 günüm var, erken kalkmak, mama yapmak, uyutmak, uyandırmak, alt değiştirmek, elden tutup yürütmek, ağlama sebebi tahmin etmek zorunda olmadan geçireceğim. 


(Aze büyüyüp bunları okuduğunda kızmacaksın ha tam tersi "vay be neler çekmiş ona rağmen ne güzel bakmış bana" diyeceksin ona göre!)

1 yorum:

  1. Deryacim,
    Ayni durumu bende fazlasiyla karsi karsiyayim..defneyi alip yazinbasinda anneanneye geldim,ara ara teneffus yapip istanbul a kactim,hatta ve hatta 1 haftalik tatil bile yaptik koca kisisiyle...ama gel gor ki kafadan bagimli yorumlar da almadim degil.misal; aaaa nasi birakiyosuuuuuun? Cevap:gayet rahaaat...ben sunu gercekten anlayamiyorum,kafaca sagliksiz bir anne nasil olur da saglikli bir birey yetistirebilir...eger ki imkanlar varsa neden kullanilmasin...inan ki defneden ayri kaldigim 2 gunun sonunda kizima kavusunca cok ama cok daha eglenceli ve coskulu oluyoruz ve bu defnenin herseyine yansiyor...bu cok basit bir denklemdir zaten...saglam kafa saglam vucut saglam bireyler:) bu konuda yaz yaz bende cook doluyuuum

    YanıtlaSil

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...