23 Haziran 2010 Çarşamba

28 - 29. Haftalar

Bu haftalarda tatile çıkmaya cüret edebildik. Önümüzdeki günlerde riskli olabileceği için daha gecikmeden gidelim dedik. Bebeksiz, iki kişilik aile halimizle son tatilimiz. Ben önden bir hafta Altınoluk’ta ailemle kaldım, ardından Savaş da geldi Ayvalık’ta kaldık, pek sevgili arkadaşlarımız Ümit ve Betül’le birlikte.
Enerjiklik yine had safhadaydı. Sabah herkesler uyurken erkenden kalkıp kahvaltı yapıp sahile indim. Uzun uzun yürüdük kızmla. Sohbet ettik. Geri döndüğümüzde uyanmışlardı bir de onlarla kahvaltı yapıp çok güzel vakit geçirdik. Giderken de gelirken de otobüs beni düşündüğüm kadar zorlamadı. Zorlamasın diye de ikisinde de özellikle gündüz yolculuğu seçmiştim.
Dönüş hüzünlüydü tabi. Sevgiliyle , aileyle ve dostlarla dolu dolu geçen bir haftanın ardından daha yalnız bir hayat hüzünlü oluyor. Bir de ilk üç aydan dah a fazla bu haftalar duygu karmaşaları yaşamaya başladım ben. Üzülmek, sinirlenmek, sevinmek... Hepsi bir yoğun bir yoğun sormayın.  Anı, derecesi de yok üstelik. Birden gülerken ağlamaya başlayıp, kızarken gülmeye başlayabiliyorum. Enteresan.

Minik tekmemsi hareketlerin yerini içimde koca bir balığın dolanması ve ciddi ciddi kafa, kol, diz, tekme atması aldı. Şimdilik eğlenceli bir durum. Bizzat bebeğin kendisini bu kadar hissetmek acayip. Hıçkırıklar da giderek artıyor. Demir, vitamin, calsiyum almaya devam. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

23 Haziran 2010 Çarşamba

28 - 29. Haftalar

Bu haftalarda tatile çıkmaya cüret edebildik. Önümüzdeki günlerde riskli olabileceği için daha gecikmeden gidelim dedik. Bebeksiz, iki kişilik aile halimizle son tatilimiz. Ben önden bir hafta Altınoluk’ta ailemle kaldım, ardından Savaş da geldi Ayvalık’ta kaldık, pek sevgili arkadaşlarımız Ümit ve Betül’le birlikte.
Enerjiklik yine had safhadaydı. Sabah herkesler uyurken erkenden kalkıp kahvaltı yapıp sahile indim. Uzun uzun yürüdük kızmla. Sohbet ettik. Geri döndüğümüzde uyanmışlardı bir de onlarla kahvaltı yapıp çok güzel vakit geçirdik. Giderken de gelirken de otobüs beni düşündüğüm kadar zorlamadı. Zorlamasın diye de ikisinde de özellikle gündüz yolculuğu seçmiştim.
Dönüş hüzünlüydü tabi. Sevgiliyle , aileyle ve dostlarla dolu dolu geçen bir haftanın ardından daha yalnız bir hayat hüzünlü oluyor. Bir de ilk üç aydan dah a fazla bu haftalar duygu karmaşaları yaşamaya başladım ben. Üzülmek, sinirlenmek, sevinmek... Hepsi bir yoğun bir yoğun sormayın.  Anı, derecesi de yok üstelik. Birden gülerken ağlamaya başlayıp, kızarken gülmeye başlayabiliyorum. Enteresan.

Minik tekmemsi hareketlerin yerini içimde koca bir balığın dolanması ve ciddi ciddi kafa, kol, diz, tekme atması aldı. Şimdilik eğlenceli bir durum. Bizzat bebeğin kendisini bu kadar hissetmek acayip. Hıçkırıklar da giderek artıyor. Demir, vitamin, calsiyum almaya devam. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...