23 Haziran 2010 Çarşamba

İkinci Trimester (Ekşi Sözlükten)


efenim daha önce bahsetmiştik (ben ve egolarım) hamilelikten. (bkz: #18149876), (bkz: #18149880), ama gözleri kapalı, kuyruğunu tutup “fil küçük bir şey” demek gibi olmuş önceki tariflerim. hamileliğin ilk üç ayı diye bir başlık açıp oraya aktarmak gerekiyor belki ilk yazdıklarımı.

peki sonra neler oldu? 4. ay itibariyle, bulantıymış, uykudan gözlerini açamamakmış, ağrı, sızının maksimumda yaşanmasıymış, karnındaki şeye yabancılıkmış, bunların hepsi geçiyor. öyle geçiyor ki, bir süre sonra hiçbirini hatırlamayıp, “hamilelik ne güzel şeymiş be” diye düşünmeye başlayabiliyormuşsun sanki iki ay önce “bilmeden, etmeden, araştırmadan hamile kalan kafama sıçayım.” diyen sen değilmişsin gibi. ilk üç ay, günler hiç geçmeyip, sanki 3 yıldır hamileymiş gibi hisseden sen değilmişsin gibi, ikinci üç ayda nasıl akıp gidiyor günler, nasıl hızlı ilerliyor farkedemiyormuşsun.

bir kere kokularla barışıyorsun. kendi kokundan bile nefret ettiğin o dönem tamamen geride kalıyor. sonra bebek içinde hafiften kıpırdamaya başlıyor. çok acayip bir şey. o kıpırdadikça, büyüyüp tekme etkileri arttıkça, hıçkırıklarını tık tık hissettikçe, ultrasonda gerçek bebeğe benzeyen, gülen, el sallayan, amuda kalkan bir canlı görmeye başladıkça gerçek bir ilişki kuruluyor arada. yabancılaşma ortadan kalkıyor.
beşiğinden, elbisesine bebeğin materyalleri arttıkça, bir süreliğine uzakta olan bir yakınınızı bekliyormuşsunuz sanki gibi olmaya başlıyor. sanki o daha önceden de varmış da, uzağa gitmiş, bayadır uzaklardaymış gibi. haha hatta dün hissettiğimi söyleyeyim tam olarak. hapisteymiş de tahliyesini bekliyoruz sanki. doktor randevularındaki ultrason görüntüleri de kapalı görüş. dün bize ultrasondan sol yumruğunu kaldırdığına göre de , siyasi yatıyor bizimki kesin.

6. bitti, 7.nin içindeyiz. yani adına 3. trimester denen dönem. birinci üç ay çok berbattı, ikinci üç ay çok şahaneydi, üçüncü nasıl olacak çok merak ediyorum. gitgide artan tekmeler iyiden iyiye can yakmaya başlayacak mı merak ediyorum. teknik olarak 26. haftadan itibaren bebekler, doğduğunda yaşayabiliyorlarmış. dışardan müdahaleyle tabi. bu bilgi bir yandan bni çok rahatlatsa da, büyüyen göbek, artan sırt ağrıları, bacak ağrıları vsye rağmen yine de 40. haftaya kadar bu sıkıntıları çekmeye razı oluyor insan. yeter ki her şey sorunsuz bitsin.

önceden hamile kaldığı andan itibaren, tek mevzusu hamileliği, çocukları olan insanlar müstehzi gülerken, birden onlar gibi olmaya başlamak da sinir bir durum. bu yüzden karar verdim. hamilelik blogu tutacağım, daha da mevzu etmeyeceğim başka yerde.

not: hamilelik pek öznel bir şey. herkesinki başka başka. yani okuduğunu hiçbir yorum kesin öyle demek değil. ilk üç ayı da şahane geçiren hamileler tanıdığım gibi, ikinci ayda bel ağrısından mahfolanları da biliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

23 Haziran 2010 Çarşamba

İkinci Trimester (Ekşi Sözlükten)


efenim daha önce bahsetmiştik (ben ve egolarım) hamilelikten. (bkz: #18149876), (bkz: #18149880), ama gözleri kapalı, kuyruğunu tutup “fil küçük bir şey” demek gibi olmuş önceki tariflerim. hamileliğin ilk üç ayı diye bir başlık açıp oraya aktarmak gerekiyor belki ilk yazdıklarımı.

peki sonra neler oldu? 4. ay itibariyle, bulantıymış, uykudan gözlerini açamamakmış, ağrı, sızının maksimumda yaşanmasıymış, karnındaki şeye yabancılıkmış, bunların hepsi geçiyor. öyle geçiyor ki, bir süre sonra hiçbirini hatırlamayıp, “hamilelik ne güzel şeymiş be” diye düşünmeye başlayabiliyormuşsun sanki iki ay önce “bilmeden, etmeden, araştırmadan hamile kalan kafama sıçayım.” diyen sen değilmişsin gibi. ilk üç ay, günler hiç geçmeyip, sanki 3 yıldır hamileymiş gibi hisseden sen değilmişsin gibi, ikinci üç ayda nasıl akıp gidiyor günler, nasıl hızlı ilerliyor farkedemiyormuşsun.

bir kere kokularla barışıyorsun. kendi kokundan bile nefret ettiğin o dönem tamamen geride kalıyor. sonra bebek içinde hafiften kıpırdamaya başlıyor. çok acayip bir şey. o kıpırdadikça, büyüyüp tekme etkileri arttıkça, hıçkırıklarını tık tık hissettikçe, ultrasonda gerçek bebeğe benzeyen, gülen, el sallayan, amuda kalkan bir canlı görmeye başladıkça gerçek bir ilişki kuruluyor arada. yabancılaşma ortadan kalkıyor.
beşiğinden, elbisesine bebeğin materyalleri arttıkça, bir süreliğine uzakta olan bir yakınınızı bekliyormuşsunuz sanki gibi olmaya başlıyor. sanki o daha önceden de varmış da, uzağa gitmiş, bayadır uzaklardaymış gibi. haha hatta dün hissettiğimi söyleyeyim tam olarak. hapisteymiş de tahliyesini bekliyoruz sanki. doktor randevularındaki ultrason görüntüleri de kapalı görüş. dün bize ultrasondan sol yumruğunu kaldırdığına göre de , siyasi yatıyor bizimki kesin.

6. bitti, 7.nin içindeyiz. yani adına 3. trimester denen dönem. birinci üç ay çok berbattı, ikinci üç ay çok şahaneydi, üçüncü nasıl olacak çok merak ediyorum. gitgide artan tekmeler iyiden iyiye can yakmaya başlayacak mı merak ediyorum. teknik olarak 26. haftadan itibaren bebekler, doğduğunda yaşayabiliyorlarmış. dışardan müdahaleyle tabi. bu bilgi bir yandan bni çok rahatlatsa da, büyüyen göbek, artan sırt ağrıları, bacak ağrıları vsye rağmen yine de 40. haftaya kadar bu sıkıntıları çekmeye razı oluyor insan. yeter ki her şey sorunsuz bitsin.

önceden hamile kaldığı andan itibaren, tek mevzusu hamileliği, çocukları olan insanlar müstehzi gülerken, birden onlar gibi olmaya başlamak da sinir bir durum. bu yüzden karar verdim. hamilelik blogu tutacağım, daha da mevzu etmeyeceğim başka yerde.

not: hamilelik pek öznel bir şey. herkesinki başka başka. yani okuduğunu hiçbir yorum kesin öyle demek değil. ilk üç ayı da şahane geçiren hamileler tanıdığım gibi, ikinci ayda bel ağrısından mahfolanları da biliyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...